Çoğu ebeveyn çocuğun notlarını düzeltmeye, spor yapmasını sağlamaya odaklanır ama duygusal gelişim konusunda sessiz kalır. Sonra 15-16 yaşında depresyon, kaygı, sosyal çekilginlik çıkıveriyor. Oysa bu yaşlarda duygularını adlandırabilmek, hayal kırıklığını tolere edebilmek, başkasının perspektifini anlayabilmek hepsi öğrenilebilir beceriler.
Çocuk "kızgınım" dediğinde onu susturmak yerine ne yüzünden kızgın olduğunu sorun. Cevabı başlangıç noktası. Orada, o duygu ifade edilirken yanında durmak, validasyon vermek yetmiyor—o duyguyu isimlendirmesine yardımcı olmak lazım. "Haklısın, bu durum sinir bozucu" demek basit görünse de çocuğun beyninde nörolojik bir bağlantı oluşturuyor.
Kendi duygularınızı gizlemeyin. Ebeveyn olduğunuzda hüzün, hayal kırıklığı, korkuyu hissetmeyi bırakmıyorsunuz. Çocuk bunu görünce "duygu hissetmek normal" diye öğreniyor. Ama kontrolsüz patlama da farklı—onu da modele edin, "Şimdi çok öfkeliyim, beş dakika sessiz olmam lazım" demek bir beceri.
Duygusal gelişim hızlı değildir. Sabır gerekir, tekrar gerekir. Ama 7-8 yaşında başladığınız şey 20 yaşında sağlam bir insan çıkarıyor.