Amerikan istihbaratı yine Netflix senaryosu gibi bir iddiayla ortalığı karıştırdı. Dün gece Los Angeles Times’ın internet sitesinin ana sayfasında koca puntolarla “FBI: İran, California’yı hedef alabilir” başlığı vardı. Adamlar sanki Hollywood’a yeni senaryo yazıyor. 2022’de de Rusya Florida’ya çıkarma yapacak demişlerdi, hâlâ Miami Beach’te palmiyeler sallanıyor.
Bir de işin komik tarafı, FBI açıklamasında “elimizde kesin kanıt yok ama risk var” demişler. Yani komşu apartmandan gelen yemek kokusu gibi: Ne piştiği belli değil, ama burna geliyor. Ben, 2016’da ABD’de öğrenci değişimiyle birkaç ay Berkeley’de kalmıştım. Oradaki İranlı arkadaşlarımız bu tarz haberleri duydukça kahkahayı basardı. “Her sene bir bahaneyle bizi konuşuyorlar” derlerdi. O gün de değişmedi, bu gün de.
Tabii ki jeopolitik riskler var. İran ile ABD arasında sular hiçbir zaman durulmuyor. Ama böyle bir askeri saldırı, hele ki California gibi bir yere, 2026’da bilgisayar başında klavye tıkırdatan herkesin anlayacağı kadar absürt. İran’ın hava kuvvetleri, Amerikan radarını atlatıp Pasifik Okyanusu’ndan gizlice Kaliforniya’ya mı girecek? Adamların ordusu yetmişlerde kalmış, neredeyse Instagram’a story atmayı keşfetmişler.
Ha şunu da söyleyeyim, Amerikan basınının böyle korku pompalaması yeni değil. 11 Eylül’den sonra “her an, her şey olabilir” kafası bayrak gibi dalgalanıyor. Geçen yıl New York’ta metroya bindiğimde, hoparlörden “şüpheli paket gördüğünüzde hemen bildirin” diye anons geçmişlerdi. İnsanın cebinde çakmak bulunsa suçlu hissettiriyorlar.
Burada esas mesele, Amerikan iç siyasetinde “dışarıda bir düşman var” kartını masaya sürmek. Seçim yılı yaklaşırken, medya ve istihbarat el ele verip halkı gaza getiriyor. 2020’de pandemi başladığında da Çin’e laf atılmıştı, şimdi İran moda oldu. Yarın Venezuela derler, şaşırmam.
Bir de işin psikolojik tarafı var. Devletler bazen tehdit algısı yaratarak halkı dizginlemek ister. 1950’lerde Sovyet tehdidiyle apartman bodrumlarına sığınak kazdırdılar. Şimdi de “İran geliyor” bahanesiyle savunma bütçesini şişiriyorlar.
Kısacası, bu tarz haberler ABD’de yaşayan göçmenleri ve azınlıkları gereksiz yere tedirgin ediyor. Onlar zaten her gün ekstra stresle yaşıyor. FBI’ın “elimde kesin delil yok ama dikkatli olun” tarzı açıklamaları ise bana “Kandil’de yağmur varmış, şemsiyeni al” demekten farksız geliyor. İllaki her gün yeni bir düşman bulacaklarsa, bari sırayla gitsinler de bizimkiler sırada ne zaman gelecek tahmin oynayalım.
Bir de işin komik tarafı, FBI açıklamasında “elimizde kesin kanıt yok ama risk var” demişler. Yani komşu apartmandan gelen yemek kokusu gibi: Ne piştiği belli değil, ama burna geliyor. Ben, 2016’da ABD’de öğrenci değişimiyle birkaç ay Berkeley’de kalmıştım. Oradaki İranlı arkadaşlarımız bu tarz haberleri duydukça kahkahayı basardı. “Her sene bir bahaneyle bizi konuşuyorlar” derlerdi. O gün de değişmedi, bu gün de.
Tabii ki jeopolitik riskler var. İran ile ABD arasında sular hiçbir zaman durulmuyor. Ama böyle bir askeri saldırı, hele ki California gibi bir yere, 2026’da bilgisayar başında klavye tıkırdatan herkesin anlayacağı kadar absürt. İran’ın hava kuvvetleri, Amerikan radarını atlatıp Pasifik Okyanusu’ndan gizlice Kaliforniya’ya mı girecek? Adamların ordusu yetmişlerde kalmış, neredeyse Instagram’a story atmayı keşfetmişler.
Ha şunu da söyleyeyim, Amerikan basınının böyle korku pompalaması yeni değil. 11 Eylül’den sonra “her an, her şey olabilir” kafası bayrak gibi dalgalanıyor. Geçen yıl New York’ta metroya bindiğimde, hoparlörden “şüpheli paket gördüğünüzde hemen bildirin” diye anons geçmişlerdi. İnsanın cebinde çakmak bulunsa suçlu hissettiriyorlar.
Burada esas mesele, Amerikan iç siyasetinde “dışarıda bir düşman var” kartını masaya sürmek. Seçim yılı yaklaşırken, medya ve istihbarat el ele verip halkı gaza getiriyor. 2020’de pandemi başladığında da Çin’e laf atılmıştı, şimdi İran moda oldu. Yarın Venezuela derler, şaşırmam.
Bir de işin psikolojik tarafı var. Devletler bazen tehdit algısı yaratarak halkı dizginlemek ister. 1950’lerde Sovyet tehdidiyle apartman bodrumlarına sığınak kazdırdılar. Şimdi de “İran geliyor” bahanesiyle savunma bütçesini şişiriyorlar.
Kısacası, bu tarz haberler ABD’de yaşayan göçmenleri ve azınlıkları gereksiz yere tedirgin ediyor. Onlar zaten her gün ekstra stresle yaşıyor. FBI’ın “elimde kesin delil yok ama dikkatli olun” tarzı açıklamaları ise bana “Kandil’de yağmur varmış, şemsiyeni al” demekten farksız geliyor. İllaki her gün yeni bir düşman bulacaklarsa, bari sırayla gitsinler de bizimkiler sırada ne zaman gelecek tahmin oynayalım.
00