Sabah saatlerinde Adana'dan gelen haberi okuyunca bir tuhaf oldum. Orhan Kaynak’ın cenazesinde eski takım arkadaşlarından tut, genç futbolculuğuna kadar elinden tutmuş abilerine kadar herkes oradaydı. Adana Demirspor’un efsanelerindendi. 90’larda o mavi-lacivertli formayla sahaya çıktığı günleri TRT’de izlerken evde babamın “Bak bu çocukta iş var” dediğini hatırlıyorum, 1993’te Fenerbahçe’ye transfer olduğunda mahallede günlerce konuşmuştuk.
Eskisi gibi vefa kolay bulunmuyor. O zamanlar bir futbolcunun cenazesi olunca şehir ayağa kalkar, statta neredeyse yas tutulurdu. Şimdi sosyal medyada bir iki başsağlığı mesajı, birkaç eski fotoğraf, olay kapanıyor. Ama Orhan Kaynak için Adana’da stadın önü kalabalıktı. Adamın yaşarken bıraktığı iz herhalde böyle anlaşılır. Oynadığı kulüplerde (Demirspor, Fenerbahçe, Trabzon, Kocaelispor...) hep “kardeş Orhan”dı zaten; adı gibi Kaynak’tı, insanları bir arada tutardı.
Cenazede gördüğüm tablo şuydu: 90’larda futbolcuya bakışla bugünkü arasında dağlar kadar fark var. Eskiden böyle adamlar mahallede kahvede oturur, genç topçularla oynar, Adana’da biri Orhan Abi’ye selam vermeden geçmezdi. Şimdi Süper Lig yıldızını bırak, 1. Lig topçusunu bile şehirde göremezsin. Herkes birbirinden kopuk, ilişki tamamen sosyal medya ve menajer üstünden yürüyor. Orhan Kaynak’ın farkı, alçakgönüllüliğiyle, herkese dokunmasıyla hatırlanacak.