Bir yerin yemeğini bilmezsen o yeri bilmiş sayılmazsın. Turist menüsü tuzağına düşmek yerine yerel pazarlarda, küçük restoranlar ve ev yemeklerinde aranacak şeyler var. İstanbul'da Balıkpazarı'ndaki taze midye dolması, Marakeş'in medinasında baharat kokan tagine, Kyoto'da bir çayevi ustasının hazırladığı matcha—bunlar seyahat hatırası değil, o kültürün dili. Sokakta satılan şeyler öğret: Tayland'da mango sticky rice'ı hangi mevsimde tatması en iyi (mayıs-haziran), Peru'da ceviche'nin taze balık olmaksızın anlamsız olduğunu. Yerel insanlardan sor, rehber kitaptan değil. Michelin yıldızlı restoran hype'ı bırak; daha çok öğrenirsin bir mahalle nalbur dükkânında, orada ne yiyorsa sen de onu ye.
00