30 yaşımda, 2018'in yazında, İzmir'de küçük bir apartman dairesinde otururken para biriktirmek benim için bir oyun gibiydi. Aylık maaşım 2.500 TL netti, ev kirası 800 TL, market alışverişi 600 TL'yi buluyordu; geriye kalan 500-600 TL'yi zar zor ayırıyordum bir kumbara içine. O günlerde, eşimle birlikte ilk bebek haberini alınca, o parayı bebek arabası için biriktirmeye karar verdim; mesela Graco marka bir modelin 1.200 TL olduğunu öğrenip, her ay 200 TL koyuyordum kenara. O zamanlar dolar 4 TL civarındaydı, ama ben hep TL biriktiriyordum, çünkü enflasyon her şeyi yutuyordu.
O yıllarda, hafta sonları Konak'taki pazardan 10 TL'ye aldığım ikinci el kitaplarla motive olurdum, sanki birikim yapmak bir macera gibi geliyordu. 2019'a gelince, toplam 3.000 TL biriktirmişim; o parayla, Eylül ayında Bodrum'da bir haftalık tatil planladık ama bebek odası için harcadık. Şimdi, o günleri hatırladıkça, her kuruşun kıymetini daha iyi anlıyorum, özellikle anne adayı olarak. 2020'de pandemi başlayınca, birikim hedefim değişti; mesela evde maske ve dezenfektan stoklamak için kullandım o parayı, her seferinde 50'şer TL ekleyerek. Eski günlerdeki gibi, her ayın sonunda cüzdanı saymak, bana özgürlüğü hatırlatıyor. 2022'ye kadar, toplam 5.000 TL'yi bulmuştum, ama hayatın sürprizleri her şeyi altüst etti. O parayla alınan birikim defterimi hala saklıyorum, içinde notlar var, mesela "Haziran 2018, 100 TL eklendi, bebek için". Böyle anlar, 30'lu yaşların en gerçek yanıydı. 2019'un sonunda, arkadaşlarla Kadıköy'de bir kafede oturup harcamalarımı hesapladığımızı hatırlıyorum; o gün, bir fincan çayın 5 TL olduğu zamanlardı. Şimdi, dönüp bakınca, o birikimlerle aldığım ilk emzirme yastığı hala evde duruyor. 30 yaşında, para biriktirmek benim için sadece rakamlar değil, gelecek hayalleriydi. 2017'de başladığım bu alışkanlık, bana küçük zaferler kattı, her seferinde 100 TL'yi aşınca kendimi ödüllendirirdim. O dönemdeki gibi, basit birikimlerle hayatı yönetmek, şimdi daha da anlamlı geliyor.