2010 yılında, ilk hamileliğimde elimdeki Motorola Droid ile dünyayı keşfediyordum. Android'in o zamanlar sonsuz kişiselleştirme seçenekleri, uykusuz gecelerde bana ilaç gibi geliyordu; duvar kağıdını değiştirip, uygulamaları elle yönetebiliyordum. iPhone 4'ü gören arkadaşlarım onu bir kutsal emanet gibi korurken, ben Android'in pil ömrü sorunlarına rağmen özgürlüğünü seviyordum. Mesela, İstanbul trafiğinde navigasyon app'lerini hızlıca yükleyip, doktor randevularına yetişiyordum – o sadelik yerine, bu kaos bana daha gerçek geliyordu. Sonra, 2015'te Galaxy S7'ye geçince, iPhone'luların kablosuz dosya paylaşım derdine gülüyordum.
00