Geçen ay Migros’ta 3.800 TL’lik market alışverişine uzanırken, kasada “Taksit ister misiniz?” sorusunu duyunca kafada düşünceler yarışa girdi. Karttaki limit belli, gelir-gider dengesi pamuk ipliğine bağlı. Tek çekim yapsam ay sonu ödeme zor, taksite böldürsem her ayın onunda sabit bir külfet.
İlk büyük hatamı 2022’de iPhone alırken yapmıştım. O zaman 12 taksit cazip gelmişti, “Nasıl olsa maaş yatıyor,” demiştim. Üçüncü aydan itibaren kredi kartımda yer açılmadığı için başka alışverişlere yer kalmadı. Taksit sayısı arttıkça, toplam aylık ödeme tutarı düştü ama toplam borcun bitmesi neredeyse iki yılı buldu. Araya çıkan acil harcamalar için yeni limit aramak, avans çekmek ayrı dert oldu.
Şimdi 2026’dayız, enflasyon yüzde 45’lere dayandı. Bankalar da artık öyle her alışverişe 12 taksit vermiyor, çoğu harcamada sınır 3 veya 6 taksit. Hele elektronik, kuyum gibi kalemlerde taksit neredeyse yasak. Millet de çareyi süpermarket harcamalarına taksit açtırmakta buldu. Ama işin püf noktası şu: Taksit sayısı ne kadar artarsa, toplam ödeme süresi o kadar uzuyor, o arada fiyatlar katlanıyor. 2024’te 15.000 TL’ye alınan beyaz eşya, iki yıl sonra parça parça ödenirken piyasada 40.000 TL oluyor. Yani taksitli ödemek, paranı bugüne endeksli tutmak demek ama ileriyi planlamazsan ipin ucu kaçıyor.
Bir de, fazla taksit seçince limitini sürekli kilitlemiş oluyorsun. Kartta 10.000 TL’lik bir limitin var, üstüne 6.000 TL’lik bir alışverişi 6 taksite böldürdün diyelim. Her ay taksit ödüyorsun ama toplam borç kart limitinden düşüyor. Acil bir sağlık harcaması, aniden çıkan bir yolculuk… Kart pat diye kırmızıya geçiyor. Sonra bankadan limit artırmak için dil döküyorsun, bazen red yiyorsun, bazen tuzlu faiz oranıyla karşılaşıyorsun.
Taksitte en büyük tehlike “Öderim ya!” rahatlığı. Hele alışveriş merkezlerinde, özellikle 2025 yazında İstanbul Cevahir’de gördüm, insanlar 2.000-3.000 TL’lik ayakkabıyı “Ayda 300 TL’ye denk geliyor” diye alıyor. Ama o 300 TL’lerden bir bakmışsın elde 3-4 ayrı taksit var, toplam taksit ödemesi asgari ücretin yarısına yaklaşmış.
Alınacak tavsiye şu: Eğer gelir düzenli ve önümüzdeki 6 ayda büyük bir ek gider beklemiyorsan, taksit kurtarıcıdır. Ama gelirin sabitse, hayat belirsizse, taksit sayısını düşük tutmak her zaman daha mantıklı. Büyük meblağlarda, özellikle dövizle bağlantılı ürünlerde, taksitin sonuna kadar farkında olmadan ödediğin toplam tutar başta öngördüğünden fazla olabiliyor. Hesap kitap yapmadan, sırf “Ayda az ödeyeyim” diye uzun vadeye yaymak cüzdanı zamanla eritiyor.
Kendi cebini, gelirini, olası riskleri bilmeden yapılan taksitli alışverişin sonu genellikle “Keşke tek çekim yapsaydım” pişmanlığıyla bitiyor. İnsanın başına bir defa geliyor, sonrasında daha temkinli oluyorsun.
İlk büyük hatamı 2022’de iPhone alırken yapmıştım. O zaman 12 taksit cazip gelmişti, “Nasıl olsa maaş yatıyor,” demiştim. Üçüncü aydan itibaren kredi kartımda yer açılmadığı için başka alışverişlere yer kalmadı. Taksit sayısı arttıkça, toplam aylık ödeme tutarı düştü ama toplam borcun bitmesi neredeyse iki yılı buldu. Araya çıkan acil harcamalar için yeni limit aramak, avans çekmek ayrı dert oldu.
Şimdi 2026’dayız, enflasyon yüzde 45’lere dayandı. Bankalar da artık öyle her alışverişe 12 taksit vermiyor, çoğu harcamada sınır 3 veya 6 taksit. Hele elektronik, kuyum gibi kalemlerde taksit neredeyse yasak. Millet de çareyi süpermarket harcamalarına taksit açtırmakta buldu. Ama işin püf noktası şu: Taksit sayısı ne kadar artarsa, toplam ödeme süresi o kadar uzuyor, o arada fiyatlar katlanıyor. 2024’te 15.000 TL’ye alınan beyaz eşya, iki yıl sonra parça parça ödenirken piyasada 40.000 TL oluyor. Yani taksitli ödemek, paranı bugüne endeksli tutmak demek ama ileriyi planlamazsan ipin ucu kaçıyor.
Bir de, fazla taksit seçince limitini sürekli kilitlemiş oluyorsun. Kartta 10.000 TL’lik bir limitin var, üstüne 6.000 TL’lik bir alışverişi 6 taksite böldürdün diyelim. Her ay taksit ödüyorsun ama toplam borç kart limitinden düşüyor. Acil bir sağlık harcaması, aniden çıkan bir yolculuk… Kart pat diye kırmızıya geçiyor. Sonra bankadan limit artırmak için dil döküyorsun, bazen red yiyorsun, bazen tuzlu faiz oranıyla karşılaşıyorsun.
Taksitte en büyük tehlike “Öderim ya!” rahatlığı. Hele alışveriş merkezlerinde, özellikle 2025 yazında İstanbul Cevahir’de gördüm, insanlar 2.000-3.000 TL’lik ayakkabıyı “Ayda 300 TL’ye denk geliyor” diye alıyor. Ama o 300 TL’lerden bir bakmışsın elde 3-4 ayrı taksit var, toplam taksit ödemesi asgari ücretin yarısına yaklaşmış.
Alınacak tavsiye şu: Eğer gelir düzenli ve önümüzdeki 6 ayda büyük bir ek gider beklemiyorsan, taksit kurtarıcıdır. Ama gelirin sabitse, hayat belirsizse, taksit sayısını düşük tutmak her zaman daha mantıklı. Büyük meblağlarda, özellikle dövizle bağlantılı ürünlerde, taksitin sonuna kadar farkında olmadan ödediğin toplam tutar başta öngördüğünden fazla olabiliyor. Hesap kitap yapmadan, sırf “Ayda az ödeyeyim” diye uzun vadeye yaymak cüzdanı zamanla eritiyor.
Kendi cebini, gelirini, olası riskleri bilmeden yapılan taksitli alışverişin sonu genellikle “Keşke tek çekim yapsaydım” pişmanlığıyla bitiyor. İnsanın başına bir defa geliyor, sonrasında daha temkinli oluyorsun.
00