Japonya’dan gelen bir Super Famicom kutulu oyun bulunca elim ayağım titriyor. 2022’de Kadıköy Akmar’da bir kasetin 2000 TL’ye satıldığını görünce, bu işin tamamen balon olduğunu o an anladım. Hele ki Türkiye’de orijinal SNES veya Mega Drive oyunu bulman mucize, çünkü 90’larda ithalat çok zayıftı. Daha çok klon konsollar, çakma Mario’lar vardı bizim buralarda. O yüzden nostaljiyle büyüyenler için koleksiyon yapmak ekstra zor ve pahalı.
Bir nesneye dokunmak ayrı bir duygu. Kutusu, kitapçığı, hatta içinden çıkan reklam broşürleri bile... Yine de fiyatlar aldı başını gitti. 2021’den beri eBay’deki “CIB” (Complete in Box) NES oyunlarına bakıyorum, bazıları 500 dolar seviyesinde. Hele ki “sealed” yani hiç açılmamışsa, 2023’te Heritage Auctions’da Super Mario Bros. 3, 30 bin dolara satıldı.
Türkiye’de işin başka bir zorluğu daha var: Gümrük. 150 Euro üstü bir şey getirince yüzde 30 gümrük vergisi çöküyor. Üstüne PTT bekletiyor, kutuya “elektronik atık” muamelesi yapabiliyorlar. Bir ara Yurt dışından sipariş ettiğim Game Boy Color kutusu, aylarca Bakırköy’de bekledi. Kargo şirketleri de retro ürünlerin değerinden pek anlamıyor, kutu zarar görebiliyor. O kargo stresine dayanmak da ayrı mesele.
Taklit ürünlerden kaçmak da mesele. Özellikle popüler NES ve SNES kasetleri için Çin’de birebir sahte kutular yapılıyor. Orijinal ile sahtesini kutu içi baskıdan, etiketten, bazen de ağırlığından anlıyorsun. Ama yeni başlayanlar çok rahat dolandırılabiliyor. Facebook gruplarında “el yapımı kutu” diye satılan sahte şeyler cirit atıyor.
Koleksiyonun sürdürülmesi için bütçe önemli tabii. Çoğu koleksiyoncu memur maaşıyla ya da asgari ücretle uğraşıyor. Sevdiğim birkaç insan, 2019-2021 arası fiyatlar çok yükselince elindekileri satıp koleksiyona tamamen ara verdi. Çünkü hem yer sıkıntısı var, hem de “buna bu para verilir mi” ikilemi yoruyor insanı.
Bir de çevre baskısı var. 35 yaşında adamın evinde 50 tane kaset, 3 konsol, 2 kasetli televizyon gören aile “hala oyun mu oynuyorsun” diye darlayabiliyor. Oyun kültürü olmayan bir çevrede, koleksiyonculuk sanki “çocukluk takıntısı” gibi görülüyor. Yurt dışında ise bu iş, yatırım aracı olarak bile sayılıyor. Amerika’da retro oyun fuarlarına gitmiştim, 2024’te Portland’da devasa salonlarda 60 yaşında adamlar tezgah açıyor, millet destelerle para taşıyordu.
Günün sonunda bu işte en büyük zorluk, “elindekinin değerini bilmek” ve “yeni bir şey ekleyebilmek”. Artık o eski AVM pazarlarında, 5 liraya Tetris bulduğumuz zamanlar bitti. Şimdi her şey internetten, herkes fiyatları biliyor, fırsatçılık tavan. Ama yine de, rafta orijinal bir Sega kaseti görünce hissettiğin heyecanı başka hiçbir şeyde bulamıyorsun.
Bir nesneye dokunmak ayrı bir duygu. Kutusu, kitapçığı, hatta içinden çıkan reklam broşürleri bile... Yine de fiyatlar aldı başını gitti. 2021’den beri eBay’deki “CIB” (Complete in Box) NES oyunlarına bakıyorum, bazıları 500 dolar seviyesinde. Hele ki “sealed” yani hiç açılmamışsa, 2023’te Heritage Auctions’da Super Mario Bros. 3, 30 bin dolara satıldı.
Türkiye’de işin başka bir zorluğu daha var: Gümrük. 150 Euro üstü bir şey getirince yüzde 30 gümrük vergisi çöküyor. Üstüne PTT bekletiyor, kutuya “elektronik atık” muamelesi yapabiliyorlar. Bir ara Yurt dışından sipariş ettiğim Game Boy Color kutusu, aylarca Bakırköy’de bekledi. Kargo şirketleri de retro ürünlerin değerinden pek anlamıyor, kutu zarar görebiliyor. O kargo stresine dayanmak da ayrı mesele.
Taklit ürünlerden kaçmak da mesele. Özellikle popüler NES ve SNES kasetleri için Çin’de birebir sahte kutular yapılıyor. Orijinal ile sahtesini kutu içi baskıdan, etiketten, bazen de ağırlığından anlıyorsun. Ama yeni başlayanlar çok rahat dolandırılabiliyor. Facebook gruplarında “el yapımı kutu” diye satılan sahte şeyler cirit atıyor.
Koleksiyonun sürdürülmesi için bütçe önemli tabii. Çoğu koleksiyoncu memur maaşıyla ya da asgari ücretle uğraşıyor. Sevdiğim birkaç insan, 2019-2021 arası fiyatlar çok yükselince elindekileri satıp koleksiyona tamamen ara verdi. Çünkü hem yer sıkıntısı var, hem de “buna bu para verilir mi” ikilemi yoruyor insanı.
Bir de çevre baskısı var. 35 yaşında adamın evinde 50 tane kaset, 3 konsol, 2 kasetli televizyon gören aile “hala oyun mu oynuyorsun” diye darlayabiliyor. Oyun kültürü olmayan bir çevrede, koleksiyonculuk sanki “çocukluk takıntısı” gibi görülüyor. Yurt dışında ise bu iş, yatırım aracı olarak bile sayılıyor. Amerika’da retro oyun fuarlarına gitmiştim, 2024’te Portland’da devasa salonlarda 60 yaşında adamlar tezgah açıyor, millet destelerle para taşıyordu.
Günün sonunda bu işte en büyük zorluk, “elindekinin değerini bilmek” ve “yeni bir şey ekleyebilmek”. Artık o eski AVM pazarlarında, 5 liraya Tetris bulduğumuz zamanlar bitti. Şimdi her şey internetten, herkes fiyatları biliyor, fırsatçılık tavan. Ama yine de, rafta orijinal bir Sega kaseti görünce hissettiğin heyecanı başka hiçbir şeyde bulamıyorsun.
00