Kadıköy Çarşısı'nda geçen sene ağustos ayında, gümrükten yeni çıkmış bir kargonun stresini atayım diye balık ekmek aldım, adam başı 60 lira. Ekmeğin içindeki hamsi o kadar yağlıydı ki, elimdeki naylon torba hemen yırtıldı, üstüm başım balık kokusuyla doldu. Beşiktaş'ta sabaha karşı kumpir yedim, içerisine fazladan peynir koydurunca 45 lira ödedim, ama o patatesi yerken sanki gümrük memurlarının sorgusu gibi ağır geliyordu. Midye dolmacıdan 20'lik bir porsiyon kaptım, deniz kenarında yedim, kabuklar cebimde kaldı, sanki bir sonraki alışverişimin faturası gibi. Bu lezzetler İstanbul'un en iyisiymiş, ama ben hâlâ o kuyrukları özlüyorum.