Benim ilkokul zamanlarımda, internet kafede Counter 1.5 oynarken korsan oyunun ne demek olduğunu tam anlamazdım. O zamanlar Steam yoktu, CD’yi elden ele gezdiriyorduk. 2006 yazı, Almanya’ya yeni gelmişim, arkadaş PlayStation 2’ye chip taktıracak mıyız diye soruyor. Orada herkesin evinde en az 30 tane kopya oyun duruyordu. 10 euroya 3 oyun. Şimdi aradan zaman geçti, bir oyun neredeyse 80 euro. Steam indirimini bekleyip, wishlist’in başında öylece bakmak bana nostalji gibi geliyor.
Ama şunu fark ettim, korsanla geçen yıllar bana bir oyunu gerçekten değerli kılan şeyin para olmadığını gösterdi. Bir oyunu bitirdiğimde, tartışmalara katılamıyordum. Online oynayamıyordum, güncelleme alamıyordum. Bir de, kendi hesabımda “oynadım, bitirdim” diyebilmenin verdiği minik tatmin var. 2020’den beri korsan hiç bulaşmadım, ama Almanya’daki asgari ücretle Türkiye’deki asgari ücreti karşılaştırınca, 14 yaşındaki ben hâlâ içimde yaşıyor. Corsan indirenleri yargılayan biri olamadım. Oyun pahalıysa, el mahkum. Dürüst olalım, herkes biraz korsan kokusu almıştır.
Ama şunu fark ettim, korsanla geçen yıllar bana bir oyunu gerçekten değerli kılan şeyin para olmadığını gösterdi. Bir oyunu bitirdiğimde, tartışmalara katılamıyordum. Online oynayamıyordum, güncelleme alamıyordum. Bir de, kendi hesabımda “oynadım, bitirdim” diyebilmenin verdiği minik tatmin var. 2020’den beri korsan hiç bulaşmadım, ama Almanya’daki asgari ücretle Türkiye’deki asgari ücreti karşılaştırınca, 14 yaşındaki ben hâlâ içimde yaşıyor. Corsan indirenleri yargılayan biri olamadım. Oyun pahalıysa, el mahkum. Dürüst olalım, herkes biraz korsan kokusu almıştır.
00