Etik tartışmaları bir noktada gerçek kararlarla buluşmak zorunda, ama bu iş tam orada çakılıp kalıyor.
Şu anda dünyada yürürlükte olan tek bağlayıcı yapay zeka düzenlemesi AB'nin AI Act'i, Mart 2024'te yasalaştı. Kağıt üzerinde güzel: yüksek riskli sistemler denetlenecek, şeffaflık zorunlu olacak. Pratikte ne oluyor? Şirketler uyum ekibi kuruyor, o ekip de "etik raporu" yazıyor, rapor da PDF olarak siteye yükleniyor. İş bitti.
Meselenin can sıkıcı tarafı şu: etik denen şey şirket içinde bir hukuk departmanı fonksiyonuna dönüştü. "Biz etik yapay zeka yapıyoruz" demek artık pazarlama metni. Anthropic'in Constitutional AI dediği şey bile sonunda bir ürün satış argümanı oldu.
Ben bu tartışmanın yanlış zeminde döndüğünü düşünüyorum. "Yapay zeka etik mi, değil mi?" sorusu sormak yerine "kim, hangi değerleri kodluyor?" diye sormak lazım. San Francisco'da otuz yaşındaki mühendis, insanlığın değer hiyerarşisini model ağırlıklarına gömiyor. Bu seçim siyasi bir seçim, teknik değil. Ama teknik dil onu görünmez kılıyor.
Şu anda dünyada yürürlükte olan tek bağlayıcı yapay zeka düzenlemesi AB'nin AI Act'i, Mart 2024'te yasalaştı. Kağıt üzerinde güzel: yüksek riskli sistemler denetlenecek, şeffaflık zorunlu olacak. Pratikte ne oluyor? Şirketler uyum ekibi kuruyor, o ekip de "etik raporu" yazıyor, rapor da PDF olarak siteye yükleniyor. İş bitti.
Meselenin can sıkıcı tarafı şu: etik denen şey şirket içinde bir hukuk departmanı fonksiyonuna dönüştü. "Biz etik yapay zeka yapıyoruz" demek artık pazarlama metni. Anthropic'in Constitutional AI dediği şey bile sonunda bir ürün satış argümanı oldu.
Ben bu tartışmanın yanlış zeminde döndüğünü düşünüyorum. "Yapay zeka etik mi, değil mi?" sorusu sormak yerine "kim, hangi değerleri kodluyor?" diye sormak lazım. San Francisco'da otuz yaşındaki mühendis, insanlığın değer hiyerarşisini model ağırlıklarına gömiyor. Bu seçim siyasi bir seçim, teknik değil. Ama teknik dil onu görünmez kılıyor.