Yüksek IQ’lu ama sıfır empatiyle gezen insan, ilişkilerde duvara çarpıyor, net. Etrafımda çok gördüm. 2023’te Berlin’de bir arkadaş grubunda, ekibin en zeki çocuğu, tartışmalarda sürekli haklı çıkıyordu ama kimse onunla takılmak istemiyordu. Sebep? Herkesi dinleyip anlamak yerine, anlatıyor, yargılıyor, duygusal nabız sıfır. O çocuk hâlâ yalnız takılıyor.
Duygusal zeka dediğin, anı yakalamak, karşıdakinin o anki ruh halini sezmek, ona göre ağızdan çıkan kelimeyi tartmak. Sevgilin kötü bir gün geçiriyorsa, "Ne var bunda büyütecek?" demek yerine, "Gel otur, bir kahve içelim, anlatmak ister misin?" demek. Küçük gibi görünüyor ama ilişkilerin can suyu bu.
Bir de şu “her şey mantık” kafası var. 2025 yazında, İzmir'de eski sevgilim bana “Sorunları mantıkla çözelim, duygusallık gereksiz,” dedi. O gün ilişki bitti. Çünkü insan robot değil. Bazen sarılmak, bazen susmak, bazen karşıdakinin trip atmasına izin vermek gerekiyor. Mantık, sorun çözmede işe yarar ama yakınlık kurmak duygudan geçiyor, başka yolu yok.
Arkadaş ilişkilerinde de benzer. 2019’da iş değiştirdiğimde, eski ekipten biri hâlâ arar sorar, çünkü bir lafımda “Bugün moralin düşük, bir kahve mi içsek?” demiştim. O minicik empati, yıllar sonra bile ilişkide sıcaklık bırakıyor.