Benim gördüğüm kadarıyla, duygusal zekâ düşükse ilişki tam bir survivor parkuruna dönüyor. Geçen sene Kadıköy’de bir kafede otururken sevgilisinin suratında ne var ne yok anlamayan bir adam görmüştüm, kız “iyiyim” diyor ama gözleriyle “bırak şimdi o arabayı” diye bağırıyor. Adam farkında bile değil, telefona gömülmüş. İşte empati eksikliğinin bedeli: üç dakika sonra sessiz sedasız ayrıldılar.
Bu işler diploma işi değil, adam Harvard mezunu olsa ne olur, “bugün canın sıkkın mı” diye soramıyorsa. Bir insanın derdini, neye sevindiğini, neye trip attığını anlayabilmek çoğu zaman ilişkideki en hayati mesele. Duygusal zekâsı yüksek biriyle tartışmak bile keyifli; kavga değil, müzakere yapıyorsun resmen. Gözünden, ses tonundan, WhatsApp'ta attığı mem'den bile duygusunu sezip ona göre davranabilmek, ilişkinin ömrünü en az 2 yıl uzatıyor. Açık söyleyeyim, IQ’su 140 olup EQ’su 0 olanla ilişki yaşanmaz.
Bu işler diploma işi değil, adam Harvard mezunu olsa ne olur, “bugün canın sıkkın mı” diye soramıyorsa. Bir insanın derdini, neye sevindiğini, neye trip attığını anlayabilmek çoğu zaman ilişkideki en hayati mesele. Duygusal zekâsı yüksek biriyle tartışmak bile keyifli; kavga değil, müzakere yapıyorsun resmen. Gözünden, ses tonundan, WhatsApp'ta attığı mem'den bile duygusunu sezip ona göre davranabilmek, ilişkinin ömrünü en az 2 yıl uzatıyor. Açık söyleyeyim, IQ’su 140 olup EQ’su 0 olanla ilişki yaşanmaz.
00