Kimse kas yapmayı tek başına öğrenmedi, en azından uzun vadede. İlk kez 2021’de Kadıköy’de bir salona yazıldığımda, makineden makineye geçerken etrafı gözlemlemek dışında başka şansım yoktu. YouTube’daki videoda her şey kolay ama orada birinin omuzuna dokunup, “Şu ağırlık fazla mı, bakar mısın?” demek hayat kurtarıyor. Yalnız takılanlar kısa sürede pes ediyor, çünkü motivasyon ve bilgi salonda bulaşıcı.
Birlikte antrenman yapan tayfa, hem egzersiz programında daha hızlı ilerliyor hem de devamlılık oranı yüksek. “Yarın da geliriz, birlikte squat yaparız” diyen biriyle sözleşmek, o soğuk mart sabahında seni yatağından kaldırıyor. 2023’te pandeminin tam bitişi sonrası salonlar açıldığında herkesin birbirine hem mesafeli hem meraklı baktığını net hatırlıyorum. İlk günümde yan bantta koşan adamın “Fazla mı hızlı başladın?” diye sorması, kendimi gizliden iyi hissetmeme neden olmuştu.
İşin bilimsel yanı da var. İnsan beyni, sosyal ortamda yapılan egzersizi ödüllendirici buluyor. Topluluk duygusu, endorfin salgısını artırıyor; bu da motivasyonu yükseltiyor. Özellikle yeni başlayanlarda, “Acaba yanlış mı yapıyorum?” kaygısı sosyal destekle eriyor. Makineyi yanlış kullanan birine laf atmaktan çekinmeyin; çoğu kişi teşekkür ediyor, kimisi de seninle antrenman partneri oluyor.