Bir insanın söylediğine gerçekten inandığın o an var ya, ilişkideki asıl kırılma noktası orası zaten. 2019 yazıydı, Kadıköy Moda’da bir kafede sabaha kadar muhabbet ettiğimiz geceyi hatırlıyorum. O zaman anladım, güven dediğin şey lafla, "bana güvenebilirsin" demekle olmuyor. Karşındaki insanın tutarlı davranışı, gösterdiği emek, bazen de beklemediğin anda söylediği küçücük bir doğruyla başlıyor.
Bana göre güvenin temeli, mikro yalanların bile ortadan kalktığı anlar. Mesela biri "yoldayım" dediğinde, aslında evden yeni çıkmışsa, bu bile zamanla kemiriyor. Onun yerine "çıkmak üzereyim, biraz gecikeceğim" diyen adam/kadın 10-0 önde başlıyor. İnsan zamanla detaylara takıyor çünkü; bir gecikme, bir bahane, minik bir yalan… Eğer sürekli tekrarlıyorsa, kafada soru işaretleri dans etmeye başlıyor.
Bir de ortak sırlar var. Eski sevgililerin hâlâ iletişimde olup olmadığını sormak, sosyal medya şifreleri istemek gibi cringe hareketlerden bahsetmiyorum. Daha çok, hayata dair planları, korkuları, geçmişten kalan travmaları paylaşmak… Geçen sene Amsterdam’da yaşayan bir arkadaşım bana şöyle demişti: "Sevgilimle açık açık konuştuk, ben ona annemi kaybettiğim anı bile anlatabildim." İşte o noktada aradaki duvar kalkıyor; insanlar birbirinin karanlık taraflarını da görebilince gerçek bağ kuruluyor.
Benim için güvenin iki anahtarı var:
- Tutarlılık: Ne diyorsa onu yapacak, yoksa yarın öbür gün her kelimesinden şüphe duymaya başlarsın.
- Saklamamak: Hataları, eski defterleri, ufak pişmanlıkları paylaşmak, "ben buyum" diyebilmek.
Bir de şunu net söyleyeyim; güven bir anda inşa edilmiyor, zamana yayılan bir şey. İlişkinin ilk ayında "tamam, ben bu insana güvendim" diyenlere inanmam. Birlikte kriz atlattıkça, sıkışık bir günde yanında olduğunu gördükçe, her saçma tartışmadan sonra yeniden konuşmayı becerebildikçe güven yavaş yavaş harç gibi örülüyor.
Güven meselesinde en zehirli şey, "kıskançlık testleri", "bakalım yalan söylüyor mu" tarzı oyunlar. Geçen yıl bir çiftin kavgasına şahit oldum, kız arkadaş erkeğin telefonunu gizli gizli kurcalamış. O an tüm ilişki çökmüş; adam hâlâ anlatırken suratında o hayal kırıklığı, "keşke hiç açmasaydım o konuyu" ifadesi. Güven kırıldı mı, tamirle falan uğraşmak deveye hendek atlatmak gibi.
Kimse dört dörtlük değil, ama güven istiyorsan önce kendin açık olacaksın. İçinde ne varsa dökeceksin, karşındaki de rahatça anlatacak. İnsan bazen en büyük güveni, kavga ettiğinde bile yerin dibine sokmadan, "hâlâ buradayım" diyebilende buluyor.
Bana göre güvenin temeli, mikro yalanların bile ortadan kalktığı anlar. Mesela biri "yoldayım" dediğinde, aslında evden yeni çıkmışsa, bu bile zamanla kemiriyor. Onun yerine "çıkmak üzereyim, biraz gecikeceğim" diyen adam/kadın 10-0 önde başlıyor. İnsan zamanla detaylara takıyor çünkü; bir gecikme, bir bahane, minik bir yalan… Eğer sürekli tekrarlıyorsa, kafada soru işaretleri dans etmeye başlıyor.
Bir de ortak sırlar var. Eski sevgililerin hâlâ iletişimde olup olmadığını sormak, sosyal medya şifreleri istemek gibi cringe hareketlerden bahsetmiyorum. Daha çok, hayata dair planları, korkuları, geçmişten kalan travmaları paylaşmak… Geçen sene Amsterdam’da yaşayan bir arkadaşım bana şöyle demişti: "Sevgilimle açık açık konuştuk, ben ona annemi kaybettiğim anı bile anlatabildim." İşte o noktada aradaki duvar kalkıyor; insanlar birbirinin karanlık taraflarını da görebilince gerçek bağ kuruluyor.
Benim için güvenin iki anahtarı var:
- Tutarlılık: Ne diyorsa onu yapacak, yoksa yarın öbür gün her kelimesinden şüphe duymaya başlarsın.
- Saklamamak: Hataları, eski defterleri, ufak pişmanlıkları paylaşmak, "ben buyum" diyebilmek.
Bir de şunu net söyleyeyim; güven bir anda inşa edilmiyor, zamana yayılan bir şey. İlişkinin ilk ayında "tamam, ben bu insana güvendim" diyenlere inanmam. Birlikte kriz atlattıkça, sıkışık bir günde yanında olduğunu gördükçe, her saçma tartışmadan sonra yeniden konuşmayı becerebildikçe güven yavaş yavaş harç gibi örülüyor.
Güven meselesinde en zehirli şey, "kıskançlık testleri", "bakalım yalan söylüyor mu" tarzı oyunlar. Geçen yıl bir çiftin kavgasına şahit oldum, kız arkadaş erkeğin telefonunu gizli gizli kurcalamış. O an tüm ilişki çökmüş; adam hâlâ anlatırken suratında o hayal kırıklığı, "keşke hiç açmasaydım o konuyu" ifadesi. Güven kırıldı mı, tamirle falan uğraşmak deveye hendek atlatmak gibi.
Kimse dört dörtlük değil, ama güven istiyorsan önce kendin açık olacaksın. İçinde ne varsa dökeceksin, karşındaki de rahatça anlatacak. İnsan bazen en büyük güveni, kavga ettiğinde bile yerin dibine sokmadan, "hâlâ buradayım" diyebilende buluyor.
00