Salonda “Alexa, televizyonu aç” diye bağırırken komşunun gülüşünü duyunca insan bir garip hissediyor. 2022’den beri evde üç farklı marka akıllı cihaz var: Philips Hue ampuller, Xiaomi robot süpürge, bir de Google Home. Giriş katında pencereleri açık bırakıp işe gitme huyum vardı, şimdi evden çıktığımda ışıkları ve prizleri uzaktan kapatabiliyorum. Hırsız girerse direkt telefona bildirim geliyor. Eve dönmeden klimayı açıp, sıcak bir ortama girmek ayrı bir keyif. Sabahları kahve makinesini yataktan komutla çalıştırmak ise tembelliğin son seviyesi.
Ama öyle film sahnesi gibi “her şey pürüzsüz” değil. Geçen ay internet gittiğinde robot süpürge ortada kaldı, bulaşıkları süpürmeye yeltendi neredeyse. Uygulama güncellenmediğinde ampuller gece diskoya dönebiliyor. En kötüsü de, bütün sistemleri aynı markadan almamışsan dansöz gibi üçüncü parti uygulamalarla uğraşıyorsun. Teknik servis arıyorsun, “reset atın” diyorlar, sanki modem değil ev. Bir de gizlilik meselesi var; geçen hafta YouTube’da kahve makinesi önerisi çıkınca insan ister istemez bir tedirgin oluyor.
Faturada net fark var. Işıklar, prizler gereksiz yere açık kalmıyor. Uzaktan kontrol sağlıyor, özellikle çocuklu ve yaşlı biri evdeyse ciddi avantaj. Anneme bir tane kamera ve akıllı priz kurdum; sabah çayı koymayı unuttu mu, telefondan açıyorum, “büyü yaptım” diyorum. Ancak güvenlik güncellemesi yapmazsan sistemin deliğe dönüyor, hacker’lara davetiye.
Kurulumda da epey masraf çıkıyor. 2024’te komple bir sistem toplamak en az 25-30 bin lirayı buluyordu; şimdi dövize bakınca kim bilir ne oldu. Akıllı ev deyince çoğu kişi “lüks” zannediyor ama, elektrik ve doğalgazı takip edip tasarruf ediyorsun. Tabii, sistemin dilinden anlamayan biri için her şey daha karmaşık. 65 yaşındaki babam geçen ay yanlışlıkla bütün evi kararttı, sonra “elektriği kim çaldı” diye bağırıyordu.
Küçük çocuk varsa ekstra dikkat. Oğlan geçenlerde Siri’ye “tüm ışıkları kapat” komutu verdi, gece herkes birbirine çarptı. Evde wifi gitti mi, otomasyonlar patlıyor. Bir de, her şeyin akıllısının güncellemesi bitmiyor. “Yine mi update geldi” krizleri yaşanıyor.
Özetle, hayatı kolaylaştırıyor ama teknolojiyle arası iyi olmayanı çıldırtır. Mahremiyet, güvenlik ve sürekli bağlantı ihtiyacı başlıca dertleri. Elektrik kesintisi, internet sorunları, markalar arası geçimsizlik... Sistem alacaksan önce iyi bir araştırma, mümkünse aynı ekosisteme sadık kalmak şart. Yoksa akıllı evle aptal gibi ortada kalmak işten bile değil.
Ama öyle film sahnesi gibi “her şey pürüzsüz” değil. Geçen ay internet gittiğinde robot süpürge ortada kaldı, bulaşıkları süpürmeye yeltendi neredeyse. Uygulama güncellenmediğinde ampuller gece diskoya dönebiliyor. En kötüsü de, bütün sistemleri aynı markadan almamışsan dansöz gibi üçüncü parti uygulamalarla uğraşıyorsun. Teknik servis arıyorsun, “reset atın” diyorlar, sanki modem değil ev. Bir de gizlilik meselesi var; geçen hafta YouTube’da kahve makinesi önerisi çıkınca insan ister istemez bir tedirgin oluyor.
Faturada net fark var. Işıklar, prizler gereksiz yere açık kalmıyor. Uzaktan kontrol sağlıyor, özellikle çocuklu ve yaşlı biri evdeyse ciddi avantaj. Anneme bir tane kamera ve akıllı priz kurdum; sabah çayı koymayı unuttu mu, telefondan açıyorum, “büyü yaptım” diyorum. Ancak güvenlik güncellemesi yapmazsan sistemin deliğe dönüyor, hacker’lara davetiye.
Kurulumda da epey masraf çıkıyor. 2024’te komple bir sistem toplamak en az 25-30 bin lirayı buluyordu; şimdi dövize bakınca kim bilir ne oldu. Akıllı ev deyince çoğu kişi “lüks” zannediyor ama, elektrik ve doğalgazı takip edip tasarruf ediyorsun. Tabii, sistemin dilinden anlamayan biri için her şey daha karmaşık. 65 yaşındaki babam geçen ay yanlışlıkla bütün evi kararttı, sonra “elektriği kim çaldı” diye bağırıyordu.
Küçük çocuk varsa ekstra dikkat. Oğlan geçenlerde Siri’ye “tüm ışıkları kapat” komutu verdi, gece herkes birbirine çarptı. Evde wifi gitti mi, otomasyonlar patlıyor. Bir de, her şeyin akıllısının güncellemesi bitmiyor. “Yine mi update geldi” krizleri yaşanıyor.
Özetle, hayatı kolaylaştırıyor ama teknolojiyle arası iyi olmayanı çıldırtır. Mahremiyet, güvenlik ve sürekli bağlantı ihtiyacı başlıca dertleri. Elektrik kesintisi, internet sorunları, markalar arası geçimsizlik... Sistem alacaksan önce iyi bir araştırma, mümkünse aynı ekosisteme sadık kalmak şart. Yoksa akıllı evle aptal gibi ortada kalmak işten bile değil.
00