2019’un yazında, Kadıköy’de bir kafede sevgilimle tartışırken bir şeyi net anladım: Anlatmak istediğin şeyi doğru ifade edemiyorsan, karşı tarafın ne kadar iyi niyetli olduğu hiç önemli değil. Bir kelime “yanlış” çıksa, ortam bir anda alev alıyor. Ben ona “sana güveniyorum ama bazen mesafeni hissediyorum” derken, o “benimle ilgilenmiyorsun” diye algıladı. Yarım saat boyunca ikimiz de başka bir dil konuşuyor gibiydik. O gün, lafı dolandırmadan, ne hissettiğimi net cümlelerle söylemeyi öğrenmem gerektiğini anladım.
Çoğu insan kavga sırasında kendi savunmasına öyle odaklanıyor ki, karşıdakini duymuyor bile. Özellikle WhatsApp’ta yazışınca işler iyice çığrından çıkıyor. Emojilerle, eksik noktalama işaretleriyle yanlış anlaşılmaya çok müsait bir ortam. Bir keresinde “okey” yazdım diye trip yediğimi biliyorum. Halbuki sadece iş yerinde koşturuyordum.
Şunu da gözlemledim: Herkes “empati”den bahsediyor ama kimse o an bunu yapmıyor. Sinirliyken karşı tarafı anlamak zordur, ama bir adım geri çekilip, “şu an neden böyle hissediyor?” diye sormak fark yaratıyor. 2023’te uzun bir ilişkim bitti, en büyük sebep konuşmak yerine susmayı tercih etmemizdi. Küs kalmak, sorunları halının altına süpürmek, bir süre idare ediyor ama duvar örmekten başka bir işe yaramıyor.
Çözüm için birkaç şey denedim, bazıları işe yaradı: