Banka kapısından içeri girerken yanımda bir kefil, cebimde umut vardı. 2022’nin Kasım’ında kredi kartı ekstresiyle göz göze gelince “Bir ara öderim, nasılsa taksit var” rahatlığına kapılmıştım. Öyle olmuyormuş, öğrendim. 20 bin liralık limiti ay sonunda 24 bine çıkarmışlardı, hevesle kullandım. Faiz oranı yüzde 2,19’a çıkınca, ayda ödeye ödeye bitiremedim. Banka, taksit ertele, yapılandır diye arıyor; sanki üstümdeki inadın sebebi onlar değilmiş gibi.
Borçlanınca kafada dönen tek soru: Ödeyebilecek miyim? Cevabı net: Gelirini bil, giderini yaz, eline ne geçiyorsa onun iki katına borç yapma. Mesela 2024 yazında İstanbul’da ev kiraları 18 bin lira olmuştu, biri çıkıp 200 bin liraya düğün yaptı, kredi çekti, hâlâ espri konusu. Adamın maaşı 25 bin lira, aylık ödemesi 10 bini geçiyor. Yolda çevirip “Nasılsın?” desen, ağlayacak.
Avukat bir arkadaşım, “İcra dosyaları patladı, millet takibe düşüyor” dedi geçen ay. Hele ki kredi kartının asgari tutarına güvenip kalanını öteleyenler... Banka seni canın gibi sever, ödeyemezsen birden seni aramayan sevgiliye döner.
Kendi deneyimimle sabit: Bankadan çıkar çıkmaz ilk iş, ödeme planını yazmak. Ne zaman ne ödeyeceksin, faiz ne, toplam ne kadar geri vereceksin? Kimi, “Aman nasılsa enflasyon var, borç erir” diyor; eğer gelir dolar ya da euroysa belki, yoksa borç seninle yaşlanır.