Geçen ay market kasasında bir kadının sepetini gözlemledim: üç tane aynı marka bisküvi, iki litre süt, beş adet krem şanti. Kasiyerin "Birden fazla alıyor musunuz?" sorusuna "İndirim var, stok yapmak daha ucuz" diye cevap verdi. İşte ekonomi budur aslında – bireysel kararlar, toplandığında piyasayı şekil veriyor.
Ülkede son iki yılda enflasyon yüzde 40'ı geçince insanlar davranış değiştiriyor. Ucuz ürünleri toplu almaya başlıyorsunuz, marka değiştiriyorsunuz, restoran ziyaretini azaltıyorsunuz. Bir kişi değil milyonlar yapınca, üreticinin satış rakamları düşüyor, işçi çıkartılıyor, işsizlik artıyor. Bir çiftçi pazarını kaybedince ürün fiyatını düşürmek zorunda kalıyor, zaten az kazanan işçisi de işten çıkıyor. Ekonomi bu şekilde aşağı doğru spiral çizer.
Alışveriş alışkanlığı sadece bireysel tercih değil. Banka kredilerine talebin düşmesi, perakendecinin envanter yönetimi, dış ticaret dengesine kadar uzanıyor. Türkiye'de son beş yılda online alışveriş yüzde 300 arttı. Bu, küçük dükkanları kapattı, kargo şirketlerinin kar marjını artırdı, gayrimenkul fiyatlarını etkiledi çünkü lojistik merkezleri için yer gerekiyordu.
Tasarruf davranışı da önemli. Birisi ay sonuna kadar para kalmadığı için kredi kartı kullanmaya başlayınca, banka için risk artıyor. Milyonlar öyle yaparsa, faiz oranları yükseliyor. Yüksek faizle kimse ev alamıyor, inşaat sektörü seliyor, işçi işsiz kalıyor. Şimdi İstanbul'da boş binalar görmek daha kolay hale geldi.