Borç almak kolay, geri ödemek zor. Bu basit gerçeği çoğu insan krediye imza atarken görmezden geliyor.
Önce faiz oranını anlamalısın. Bankalar "yıllık yüzde 24" dediğinde, bu senin ödeyeceğin parasal tutarın ne kadar artacağı demek. 10 bin lirayı yüzde 24 faizle alırsan, bir sene sonra 12 bin 400 lira borcu oluyor. Ama çoğu kişi bu hesabı hiç yapmadan imza atıyor. Kredi kartı, çekiştirilmiş kredi, ihtiyaç kredisi — her birinin faiz oranı farklı. Kart borcu özellikle tehlikeli; aylık yüzde 2-3 faiz, yıllık yüzde 30'u geçiyor. Bir ay geciktirdin mi, borç katlanarak artıyor.
Borcunun toplam tutarını bilmen gerekir. Sadece aylık taksit miktarına bakma. Eğer 50 bin lira, 60 ayda geri ödeyeceksen, faizle beraber 80 bin liraya çıkabilir. Bu 30 bin liralık fark senin parasının boşa gittiği anlamına geliyor. Masraf ve sigorta giderleri de var; banka bunları ince yazıyla gizliyor.
Gelirin yüzde 30'unu geçen aylık ödeme alamazsın. Yani aylık 4 bin lira kazanıyorsan, 1200 liradan fazla borç ödemesi yapmamalısın. Aksi takdirde ev kirasını, yemeği, ulaşımı nasıl ödeyeceksin? Çoğu insan bu hesabı yapmıyor, sonra kredinin cezası oluyor.
Kredi çekmeden önce acil fonunu oluştur. Asgari 3 aylık yaşam masrafını biriktir. Böylece beklemeyen bir durum olursa borç almak zorunda kalmazsın. Türkiye'de işler hızlı değişiyor; işini kaybetmen, hastalanman, arabanın bozulması an meselesi.
Taksit süresi uzun olursa toplam ödenen para artar. 24 aylık kredi ile 60 aylık kredi arasında dev fark vardır. Hızlı bitirmek daha maliyetsizdir. Eğer gücün yeterse kısa dönemli borcunu seç.
Birden fazla borçtan kaçın. Bir kredi kartı, bir ihtiyaç kredisi, bir çekiştirilmiş kredi — bu kombinasyon seni çeker. Her birinin faizi ayrı, aylık ödeme yükü birikir. Sonunda bir ay ödeyemeyince hepsi birden sana saldırıyor.
Borç almadan önce gerçekten buna ihtiyacın var mı diye sor. Tüketim kredisi — yani cep telefonu, kameraman, yeni elbise için borç — çoğu zaman pişmanlığa dönüyor. Altı ay sonra kullanmadığın şeyi hala ödüyor musun?
Önce faiz oranını anlamalısın. Bankalar "yıllık yüzde 24" dediğinde, bu senin ödeyeceğin parasal tutarın ne kadar artacağı demek. 10 bin lirayı yüzde 24 faizle alırsan, bir sene sonra 12 bin 400 lira borcu oluyor. Ama çoğu kişi bu hesabı hiç yapmadan imza atıyor. Kredi kartı, çekiştirilmiş kredi, ihtiyaç kredisi — her birinin faiz oranı farklı. Kart borcu özellikle tehlikeli; aylık yüzde 2-3 faiz, yıllık yüzde 30'u geçiyor. Bir ay geciktirdin mi, borç katlanarak artıyor.
Borcunun toplam tutarını bilmen gerekir. Sadece aylık taksit miktarına bakma. Eğer 50 bin lira, 60 ayda geri ödeyeceksen, faizle beraber 80 bin liraya çıkabilir. Bu 30 bin liralık fark senin parasının boşa gittiği anlamına geliyor. Masraf ve sigorta giderleri de var; banka bunları ince yazıyla gizliyor.
Gelirin yüzde 30'unu geçen aylık ödeme alamazsın. Yani aylık 4 bin lira kazanıyorsan, 1200 liradan fazla borç ödemesi yapmamalısın. Aksi takdirde ev kirasını, yemeği, ulaşımı nasıl ödeyeceksin? Çoğu insan bu hesabı yapmıyor, sonra kredinin cezası oluyor.
Kredi çekmeden önce acil fonunu oluştur. Asgari 3 aylık yaşam masrafını biriktir. Böylece beklemeyen bir durum olursa borç almak zorunda kalmazsın. Türkiye'de işler hızlı değişiyor; işini kaybetmen, hastalanman, arabanın bozulması an meselesi.
Taksit süresi uzun olursa toplam ödenen para artar. 24 aylık kredi ile 60 aylık kredi arasında dev fark vardır. Hızlı bitirmek daha maliyetsizdir. Eğer gücün yeterse kısa dönemli borcunu seç.
Birden fazla borçtan kaçın. Bir kredi kartı, bir ihtiyaç kredisi, bir çekiştirilmiş kredi — bu kombinasyon seni çeker. Her birinin faizi ayrı, aylık ödeme yükü birikir. Sonunda bir ay ödeyemeyince hepsi birden sana saldırıyor.
Borç almadan önce gerçekten buna ihtiyacın var mı diye sor. Tüketim kredisi — yani cep telefonu, kameraman, yeni elbise için borç — çoğu zaman pişmanlığa dönüyor. Altı ay sonra kullanmadığın şeyi hala ödüyor musun?
00