Birinin aslında ne hissettiğini yüzünden, gözünden, ses tonundan anlayabildiğin anlar var ya, işte orada başlıyor ilişkilerde asıl oyun. 2022 yazında Kadıköy’de bir kafede sevgilimi dinlerken, ne söylediğinden çok nasıl söylediğine odaklanınca aramızdaki gerginlik bambaşka bir şeye evrilmişti. Kavga uzayıp giderken o an “Bir dakika, şu an sadece anlaşılmak istiyor” dediğimde, işin rengi değişmişti resmen. Duygusal zeka dediğin olay, lafı anlamaktan çok insanı hissetmek. Hele ki partnerinle tartışıyorsan, gözünün içine bakıp “Şu an galiba kırıldın” diyebilmek var ya, mucize gibi bir şey. Yoksa ne kadar sevdiğin, ne kadar iyi niyetli olduğun, hiçbir önemi yok; iletişim tıkanıyor. Sen kendini çözdükçe, karşındakini de çözüyorsun. İlişkiyi kurtaran genelde birinin “dur, bir dakika, neden böyle oldu?” diye sorması oluyor. Duygusal zeka dozunda olmazsa, iki kişi arasında kilometrelerce mesafe varmış gibi hissediyorsun; aynı odada bile olsan.
00