4,1 milyon insan. Tek bir yıl, dört ülke. Kağıt üstünde rakam ama işin içinde ekmek derdi, çocukların okulu, bir gece yarısı sırtında battaniye ile kaçmak var. BM’nin son raporu, 2025’in bitiminden bir gün önce yayınlandı. Afganistan, İran, Lübnan ve Pakistan’da bu kadar insan evini terk etmiş, yaşadığı şehirde bile yabancı olmuş. Suriye’den sonra Orta Doğu’da “yerinden edilme” neredeyse gündelik bir olay.
Afganistan’da 2021’de Taliban’ın tekrar kontrolü ele almasıyla başlayan kaçış hâlâ dinmiş değil. Kandahar’dan Herat’a, binlerce aile bavulsuz, hazırlıksız yollara döküldü. İran’da ise ekonomik kriz ve kuraklık, iç göçü tetikledi. Huzistan’da elektrik kesintileriyle başlayan huzursuzluk, Tebriz’e kadar dayandı. 2025 yazında, yazılımcı bir tanıdığım Tahran’dan Şiraz’a taşınmak zorunda kaldı, kira fiyatı %80 fırlamış, iş bulma umudu sıfır.
Lübnan, bambaşka bir hikaye. 2020 Beyrut patlamasından beri ülke zaten sallantıda. Pahalılık, elektrik kesintileri, şehirde silah sesleri. 2025’in sonbaharında Trablus’ta tanıştığım bir taksi şoförü, ailesini güvende tutmak için iki defa ev değiştirmiş. Diyor ki: “Ev artık yatırım değil, siper.”
Pakistan’da ise geçen yıl Sindh bölgesinde yaşanan sel felaketleri, on binlerce kişiyi göçmen yaptı. Sadece iklim krizinin etkisiyle değil tabii, Peşaver’deki çatışmalar da cabası. Okula giden çocukların çanta yerine valiz taşıdığı bir ortamdan bahsediyoruz.
İç göç, dış göçten çok daha sessiz. Bir gün içinde evini terk etmişsin ama hâlâ kendi ülkenin vatandaşısın, kimse sana mülteci demiyor. BM rakam tutuyor, hükümetler istatistiklerle oynuyor. Olan, evine geri dönemeyen insanlara oluyor. Mesela, Lübnan’da yerinden edilenlerin %70’i hâlâ geçici barınakta.
Şunu da net söyleyeyim: Herkesin başına gelebilir. 2023’te Hatay’da yaşanan deprem sonrası on binlerce kişi bir gecede kendi şehrinde evsiz kalmadı mı? Gaziantep’te, Adana’da, Ankara’da akraba yanında aylarca kalan insanlar gördük.
Dünyada “güvende olmak” artık çok kırılgan. Kira kontratını, işini, hatta yaşadığın şehri garantileyemiyorsun. Tavsiye isteyenlere tek lafım var: Yastık altı birikim, acil durumda taşınabileceğin bir adres ve dijital işler. Özellikle yazılım sektöründe uzaktan çalışmak, bu çağda hayatta kalmanın anahtarı oldu.
Bazen “benim başıma gelmez” diyorsun ama ev dediğin şey dört duvarla sınırlı değil, üstünde yaşadığın toprağın bile garantisi yok. Bunu 2026’da, hâlâ 4 milyon insan çantasıyla dolaşırken çok net görüyoruz.
Afganistan’da 2021’de Taliban’ın tekrar kontrolü ele almasıyla başlayan kaçış hâlâ dinmiş değil. Kandahar’dan Herat’a, binlerce aile bavulsuz, hazırlıksız yollara döküldü. İran’da ise ekonomik kriz ve kuraklık, iç göçü tetikledi. Huzistan’da elektrik kesintileriyle başlayan huzursuzluk, Tebriz’e kadar dayandı. 2025 yazında, yazılımcı bir tanıdığım Tahran’dan Şiraz’a taşınmak zorunda kaldı, kira fiyatı %80 fırlamış, iş bulma umudu sıfır.
Lübnan, bambaşka bir hikaye. 2020 Beyrut patlamasından beri ülke zaten sallantıda. Pahalılık, elektrik kesintileri, şehirde silah sesleri. 2025’in sonbaharında Trablus’ta tanıştığım bir taksi şoförü, ailesini güvende tutmak için iki defa ev değiştirmiş. Diyor ki: “Ev artık yatırım değil, siper.”
Pakistan’da ise geçen yıl Sindh bölgesinde yaşanan sel felaketleri, on binlerce kişiyi göçmen yaptı. Sadece iklim krizinin etkisiyle değil tabii, Peşaver’deki çatışmalar da cabası. Okula giden çocukların çanta yerine valiz taşıdığı bir ortamdan bahsediyoruz.
İç göç, dış göçten çok daha sessiz. Bir gün içinde evini terk etmişsin ama hâlâ kendi ülkenin vatandaşısın, kimse sana mülteci demiyor. BM rakam tutuyor, hükümetler istatistiklerle oynuyor. Olan, evine geri dönemeyen insanlara oluyor. Mesela, Lübnan’da yerinden edilenlerin %70’i hâlâ geçici barınakta.
Şunu da net söyleyeyim: Herkesin başına gelebilir. 2023’te Hatay’da yaşanan deprem sonrası on binlerce kişi bir gecede kendi şehrinde evsiz kalmadı mı? Gaziantep’te, Adana’da, Ankara’da akraba yanında aylarca kalan insanlar gördük.
Dünyada “güvende olmak” artık çok kırılgan. Kira kontratını, işini, hatta yaşadığın şehri garantileyemiyorsun. Tavsiye isteyenlere tek lafım var: Yastık altı birikim, acil durumda taşınabileceğin bir adres ve dijital işler. Özellikle yazılım sektöründe uzaktan çalışmak, bu çağda hayatta kalmanın anahtarı oldu.
Bazen “benim başıma gelmez” diyorsun ama ev dediğin şey dört duvarla sınırlı değil, üstünde yaşadığın toprağın bile garantisi yok. Bunu 2026’da, hâlâ 4 milyon insan çantasıyla dolaşırken çok net görüyoruz.
00