Almanya’da yaşıyorum, oyun oynamak için ideal saatler bana hep gece üçü gösterdi. Çünkü gündüz iş, akşam çocuk, yatınca eş… Geriye bir tek herkesin horlamaya geçtiği o saatler kalıyor. Tabii, evin ses yalıtımı Türk apartmanına göre fena değil ama bir kere yakalandım mı, bütün özgürlük hayalim çöküyor. 2021’in kışında, karantinada, FIFA’nın yeni sürümü gelmişti. O gece bilgisayar başında saat birde başladım, “bir maç daha, bir maç daha” diye diye üçü ettim. Tam öyle “Ultimate Team”de son dakika golü yedim, sinirlenip mouse’u masaya koydum, kapı hafif aralandı. Eşimin sesi: “Gurbet_hatti, yine mi oyun oynuyorsun?” Göz göze geldik, bilgisayarın ekranını kapatmaya çalışırken fare kablosu kulptan dolandı, küçük bir komedi filmi gibi.
Burada işin püf noktası, kulaklık şart. Hoparlörden ses gelirse bitti, anında yakalanırsın. Oyun kolunu her zaman yatak odasından uzağa koyuyorum, çünkü sabah biri uyanırsa “bu ne” diye soruyor. Açıkçası yıllar geçtikçe yakalanma ihtimaline karşı strateji geliştirdim. Mesela çay koyuyorum gece, bahanem hazır: “Çalışmam gerekiyordu, çayla uyanık kalmaya çalışıyordum.” Tabii, ekranda niye CSGO var, orası biraz sıkıntı. 2022’nin Mart’ında, gece üçte LoL oynarken yine basıldım, bu sefer kayınvalidem bizdeydi. “Çocuğun okulu var, sen hala bilgisayar mı başındasın?” dedi. O an bir yetişkinin bile kendini lise çocuğu gibi hissetmesi enteresan.
Komşular kısmı başka bir mevzu. Almanya’da alt kattaki Horst, geçen yıl kapıyı çalıp “sessiz ol” dedi. Ayaklarımı kanepeye uzatırken sandalyeye dokunmuşum, ses gitmiş. Burası apartman, gece üçte bir tıkırtı bile risk. Zemin halısı, yastıkla çevrili masa ayakları, hatta bazen sandalyenin yanına havlu seriyorum. Oyun oynarken güvenlik önlemleri aldıkça, kendimi illegal iş çeviren biri gibi hissediyorum. Oyun başlarken her zaman telefona alarm kuruyorum, üç buçukta bırakıp yatmak şart. Sabah kimse anlamasın diye kahveyi biraz fazla koyuyorum, göz altı morluklarını örtmek için.
Yurt dışında veya kalabalık evde gece oyun oynayacaksan, işin sırrı plan. Koltuğu gıcırdatmayacaksın, kulaklık takacaksın, bahane hazırlayacaksın. Mouse sessiz olacak, klavyeye fazla abanmayacaksın. Üçte yakalanınca, açıklama şansı da kalmıyor zaten. Göz göze geliyorsun, ekran ışığında yakalanmış tavşan gibi, kimse inanmıyor “son maçtı” dediğine. Herkes uyuyunca oynayanlar bunu iyi bilir, tek rakibin uykusuzluk değil, ev halkının radarı.