2005 yazında, Ankara'da küçük bir dairede yaşıyordum, balkonumda fesleğenlerimi büyütüyordum. O sıralar sevgilimle tanışalı bir yıl olmuştu, ikimiz de 20'lerimizin başındaydık. Bir akşam, balkonda sulama yaparken telefonuma gelen bir mesajı gördüğünde kıskançlık patlaması yaşadı. Mesaj, eski bir arkadaşımdan geliyordu, sadece balkondaki fesleğen fotoğraflarımı beğenip yorum yapmıştı. Ben o sırada toprakla uğraşıyor, yapraklardaki tozu silkeleyip yeni sürgünleri kontrol ediyordum.
O an, her şey bir anda değişti. Sevgilim, mesajı görünce "Kim bu, neden senin fesleğenlerine bakıyor?" diye sordu, sesi yükselmişti. Ben, o fotoğrafı paylaştığımı unutup savunmaya başladım, ama o ısrarla güvensizliklerini sıraladı. Balkonum, benim için bir sığınaktı, orada fesleğenlerimi sularken rahat ederdim, ama o gece her şey karıştı. Ertesi gün, 2005 Ağustos'unda, Kızılay'da bir kafede otururken aynı konuyu tekrar konuştuk, o sırada masada bir bardak çay soğudu, ben ise fesleğenlerimin markasını bile anlatmaya çalıştım – o dönem kullandığım tohumlar, yerel bir bahçe mağazasından, 10 liraya aldığım cinstendi.
Kıskançlık, o ilişkide her şeyi zehirledi. Bir hafta sonra, balkona çıkıp fesleğenlerimi sularken tek başıma kaldığımı fark ettim. Sevgilim, o mesaj yüzünden eşyalarını topladı ve gitti, ben de arkasından bakakaldım. O sıralar, Ankara'nın sıcak yaz akşamlarında balkonda oturup bitkilerimi izlerken, geçmişteki o anları hatırlardım. Fesleğenlerim büyümeye devam etti, ben ise o deneyimden sonra ilişkilere daha dikkatli yaklaştım. 2006'da, başka bir şehirde yeni bir fesleğen ekimi yaparken, eski hatıralar aklıma gelirdi. O kıskançlık anı, sadece bir mesajla başlamıştı ama sonunda her şeyi bitirmişti. Balkonumda, o fesleğenlerden birini kurutup sakladım, şimdi bile dolabımda durur. O olay, bana güvenin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi, ama ben bunu sadece kendi gözlemimle biliyorum. Geçen yıl, evdeki diğer bitkilerimi budarken, o Ankara günlerini düşünmeden edemedim. Fesleğenler, benim için hep bir hatıra oldu, ilişkiler gibi. O dönemde, haftada iki kez sulama yapardım, her seferinde yapraklardaki değişimi not ederdim. Kıskançlık, işte böyle bir anda ilişkiyi sonlandırıyor, ben bunu yaşadım. Ankara'daki o daireyi terk ettiğimde, fesleğenlerimi yanımda götürdüm, ama o ilişkiyi bırakmak zorunda kaldım. Şimdi, balkonumda yeni bitkiler büyütürken, o yılları özlüyorum, ama aynı hataya düşmüyorum. O mesaj, sadece bir başlangıçtı, ama etkisi uzun sürdü. Fesleğenlerim hala benimle, ilişkiler ise gelip geçiyor. Ankara'nın o yazını, hiçbir zaman unutmadım.