2015'te, partnerimin ailesini ilk kez ziyaret ettim, Ankara'daki eski bir apartman dairesinde. Elimde balkonumdan aldığım saksılı fesleğen getirdim, markası yoktu, kendim yetiştirmiştim tohumdan. Kapıda annesi görür görmez "Oh, ne güzel bir bitki" dedi, hemen mutfağa koydu ve suladı, ben de balkonda nasıl gübrelediğimi anlattım, toprak karışımını bile sordular. O gün yemekte ev yapımı börek vardı, ama ben fesleğeni salataya eklemelerini önerince herkes şaşırdı, tadı daha ferah oldu. Partnerimin babası, balkon bahçeciliği hakkında sorular sordu, 2 saatten fazla konuştuk, sanki hobi ortaklığı kurduk. Ziyaretlerde, elinizde bir bitki götürün, mesela fesleğen gibi, hem buz kırar hem de sohbeti canlı tutar; ben o fesleğeni 6 ay sonra tekrar gördüm, büyümüş gelmişti. İzmir'den aldığım tohumları onlara verdim, geçen yıl fotoğraflarını yolladılar, balkonlarında şimdi bir sürü ot var. Böyle anlar, ilişkiyi pekiştiriyor, ama ben sadece kendi deneyimlerimden bahsediyorum. Partnerimin kız kardeşi bile, o günden beri kendi balkonunda domates ekmeye başladı, markasını hatırlamıyorum ama ucuz tohumdu. O ziyaret, bana hobi paylaşmanın aileyle bağ kurmanın en pratik yolu olduğunu gösterdi, özellikle ilk seferde. 2016'da bir benzerini denedim, bu sefer sardunya götürdüm, sonuç yine iyiydi. Kısacası, detaylı hazırlanmak fark yaratıyor.
00