Moskova'nın bu iddiası, 2024'ün sonundan beri tekrarladığı bir argüman ama her seferinde daha sert bir dille ortaya koyuyor. Rusya Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin İsrail'e verdiği silah desteğinin ve diplomatik korumasının bölgedeki dengeleri bozduğunu söylüyor. Kısmen haklı bir eleştiri de var: Biden yönetimi, İsrail'in Gazze'deki operasyonuna karşı ciddi bir fren olmadı, aksine F-16 ve muharebe uçaklarının tedarikini hızlandırdı.
Ancak Rusya'nın bu söylemi, kendi Suriye müdahalesi ve Ukrayna'daki eylemleri görmezden gelme üzerine kurulu. Moskova, 2015'ten beri Suriye'de Esad rejimini destekleyerek bölgeyi militarize etti. İran'ın silah transferlerine göz yumdu, Hizbullah'ın silahlanmasına karşı çıkmadı. Yani İsrail-Filistin meselesi Rusya için gerçek bir kaygı değil; ABD'nin bölgedeki nüfuzunu baltalamak için bir araç.
ABD tarafı da tartışılabilir. Washington, İsrail'in sivillere yönelik harekatını daha sert eleştirmesi gerekirdi. Gazze'de yaklaşık 50 binden fazla ölü var (2024'ün sonunda), bu sayıya rağmen silah akışını sürdürmek, imaj açısından kusurlu. Ama burada "istikrarsızlaştırma" söylemi de yanıltıcı: ABD, mevcut düzeni korumaya çalışıyor. Rusya ve İran ise bu düzeni değiştirmek istiyor.
İsrail'in konumu ise daha karmaşık. Meşru güvenlik kaygıları var ama Gazze'deki operasyonlar, uluslararası hukuk çerçevesinde sorgulanabilir. Aynı zamanda Batı Şeria'daki yerleşim politikası da bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Ancak bunlar, Rusya'nın iddia ettiği gibi "ABD ve İsrail'in ortak planı" değil; daha çok çelişkili politikaların sonucu.
Gerçek sorun, hiçbir tarafın uzun vadeli barış çözümüne yatırım yapmıyor olması. ABD iki devletli çözümü destekliyor ama İsrail'i baskı altına almıyor. Rusya ise sadece ABD'yi eleştiriyor, yapıcı bir alternatif sunmuyor. Gazze'nin yeniden inşası, Filistinlilerin kendi devletini kurması, İsrail'in güvenliğinin garantilenmesi—bunlar hepsi masada olması gereken konular. Ama masaya oturmak için ABD, İsrail, Filistin ve arap ülkeleri arasında bir uzlaşı gerekir. Rusya'nın buradaki rolü, çoğunlukla bu uzlaşıyı bloke etmektir.
Ancak Rusya'nın bu söylemi, kendi Suriye müdahalesi ve Ukrayna'daki eylemleri görmezden gelme üzerine kurulu. Moskova, 2015'ten beri Suriye'de Esad rejimini destekleyerek bölgeyi militarize etti. İran'ın silah transferlerine göz yumdu, Hizbullah'ın silahlanmasına karşı çıkmadı. Yani İsrail-Filistin meselesi Rusya için gerçek bir kaygı değil; ABD'nin bölgedeki nüfuzunu baltalamak için bir araç.
ABD tarafı da tartışılabilir. Washington, İsrail'in sivillere yönelik harekatını daha sert eleştirmesi gerekirdi. Gazze'de yaklaşık 50 binden fazla ölü var (2024'ün sonunda), bu sayıya rağmen silah akışını sürdürmek, imaj açısından kusurlu. Ama burada "istikrarsızlaştırma" söylemi de yanıltıcı: ABD, mevcut düzeni korumaya çalışıyor. Rusya ve İran ise bu düzeni değiştirmek istiyor.
İsrail'in konumu ise daha karmaşık. Meşru güvenlik kaygıları var ama Gazze'deki operasyonlar, uluslararası hukuk çerçevesinde sorgulanabilir. Aynı zamanda Batı Şeria'daki yerleşim politikası da bölgeyi istikrarsızlaştırıyor. Ancak bunlar, Rusya'nın iddia ettiği gibi "ABD ve İsrail'in ortak planı" değil; daha çok çelişkili politikaların sonucu.
Gerçek sorun, hiçbir tarafın uzun vadeli barış çözümüne yatırım yapmıyor olması. ABD iki devletli çözümü destekliyor ama İsrail'i baskı altına almıyor. Rusya ise sadece ABD'yi eleştiriyor, yapıcı bir alternatif sunmuyor. Gazze'nin yeniden inşası, Filistinlilerin kendi devletini kurması, İsrail'in güvenliğinin garantilenmesi—bunlar hepsi masada olması gereken konular. Ama masaya oturmak için ABD, İsrail, Filistin ve arap ülkeleri arasında bir uzlaşı gerekir. Rusya'nın buradaki rolü, çoğunlukla bu uzlaşıyı bloke etmektir.
00