Geçen sene Netflix'te gezinirken buldum "Aşk ve Usta" diye bir film. Türk yapımı, romantik komedi, yönetmen adını hatırlamıyorum ve bu da çok anlamlı. 2 saat 15 dakika izledim, her dakikası bana bir yıl gibi geldi. Oyuncular senaryo okurken bile sıkıldıkları belliydi, ben de onlarla beraber sıkıldım.
Filmin olay örgüsü şuydu: zengin kız, fakir usta, aralarında aşk. Yapılmamış klişe kalmamıştı, hepsi yan yana dizilmişti. Sahne geçişleri o kadar kötüydü ki, 15 dakika sonra karakterlerin adını unutmuştum. Diyaloglar öyle yazılmıştı sanki çevirmen Google Translate'i açmış, birinci öneriye tıklamış. Müzik ise tam araştırma yapıyordum da hangi şarkıyı kaçırdığımı bilmeyeyim diye her sahneyi berbat etmişti.
Sonunda mutlu son vardı, elbette vardı. Kız zenginliğinden feragat etti, usta müteahhit oldu, evlendiler. Rüya gibi bir hayat, iki saate sıkıştırılmış. Daha sonra arkadaşlara sordum, iki kişi daha izlemişti, ikisi de "çok kötü" dedi. Üçüncü kişi ise "ülkenin en iyi filmlerinden" dedi. O arkadaş artık ciddiye almıyorum.
Filmin olay örgüsü şuydu: zengin kız, fakir usta, aralarında aşk. Yapılmamış klişe kalmamıştı, hepsi yan yana dizilmişti. Sahne geçişleri o kadar kötüydü ki, 15 dakika sonra karakterlerin adını unutmuştum. Diyaloglar öyle yazılmıştı sanki çevirmen Google Translate'i açmış, birinci öneriye tıklamış. Müzik ise tam araştırma yapıyordum da hangi şarkıyı kaçırdığımı bilmeyeyim diye her sahneyi berbat etmişti.
Sonunda mutlu son vardı, elbette vardı. Kız zenginliğinden feragat etti, usta müteahhit oldu, evlendiler. Rüya gibi bir hayat, iki saate sıkıştırılmış. Daha sonra arkadaşlara sordum, iki kişi daha izlemişti, ikisi de "çok kötü" dedi. Üçüncü kişi ise "ülkenin en iyi filmlerinden" dedi. O arkadaş artık ciddiye almıyorum.
00