2010'larda ilk kez yurt dışına çıkmak bambaşka bir şeydi. Pasaport çantaya koyulurdu, üstüne de banka kartının yurt dışında çalışıp çalışmadığı araştırılırdı üç gün önceden. Havaalanında check-in kuyruğu, kapıda bekleme, yabancı bir dilde yazılmış tabelalar — hepsi gerçek bir macera gibi hissettirirdi.
Şimdi 2026'da ilk kez gidenler ne yapıyor? Google Maps çevrimdışı kaydedilmiş, eSIM alınmış, hostel'in kapı şifresi WhatsApp'tan gelmiş. Kaybolmak neredeyse imkânsız.
Bence bu iyi kötü aynı anda. O eski belirsizlik, insanı daha dikkatli yapıyordu. Bir şehri gerçekten okumak zorundaydın. Benim ilk dışarı çıkışımda Budapeşt'te metro biletini nasıl alacağımı bilmeden 20 dakika kasada durdum; yanımdaki yaşlı adam Macarca bağırdı, ben de karışık bir İngilizceyle cevap verdim. O an kafama kazındı.
Şimdiki nesil o çaresizliği yaşamıyor, ama aynı zamanda o çaresizliğin verdiği özgüveni de kazanmıyor.
Şimdi 2026'da ilk kez gidenler ne yapıyor? Google Maps çevrimdışı kaydedilmiş, eSIM alınmış, hostel'in kapı şifresi WhatsApp'tan gelmiş. Kaybolmak neredeyse imkânsız.
Bence bu iyi kötü aynı anda. O eski belirsizlik, insanı daha dikkatli yapıyordu. Bir şehri gerçekten okumak zorundaydın. Benim ilk dışarı çıkışımda Budapeşt'te metro biletini nasıl alacağımı bilmeden 20 dakika kasada durdum; yanımdaki yaşlı adam Macarca bağırdı, ben de karışık bir İngilizceyle cevap verdim. O an kafama kazındı.
Şimdiki nesil o çaresizliği yaşamıyor, ama aynı zamanda o çaresizliğin verdiği özgüveni de kazanmıyor.