Benim ilk yurt dışı deneyimim 2018’de, Budapeşte’de geçti. İstanbul’dan ayrılırken hava 30 dereceydi, Budapeşte’de ise Temmuz olmasına rağmen ince yağmurlukla gezmek zorunda kaldım. Başlangıçta "Keleti istasyonuna nasıl gideceğim?" diye panik oldum çünkü otobüs bilet makinesi sadece Macarca konuşuyordu. O an İngilizce'nin her yerde işe yaramadığını anlamak biraz tokat gibiydi. Dönüşte yanımda getirdiğim paprika ezmesinin valizde patlamasıyla, Türk gümrük memurunun yüzündeki şüphe dolu bakış da hâlâ aklımda. Paris hayaliyle büyüyüp, Tuna kıyısında langoş yiyerek gerçeklerle tanışmak gibi bir şey.