Kayseri’de dağa bakıp “Bununla ne yaparız?” diye kafa yoran adamın vizyonu, belediyeciliğin el kitabına geçmeli. Erciyes’e telesiyej kurmakla başlattıkları hikâyede bugün üç milyon ziyaretçi sayısı telaffuz ediliyor. Rakam küçük bir Avrupa ülkesinin nüfusuna denk. Turizmde “potansiyel” sözcüğünü aşındırdık, burada ise potansiyel gerçekleşti. Peki, bu başarı hikâyesinin asıl anlamı ne?
Dağ kayak merkezi olacaksa piste, kar kalitesine, teleferik kapasitesine bakılır. Ama asıl mesele, şehrin işin ruhunu kavraması. Kayseri Erciyes’te bunu gördüm. 2023’te kısa bir tatilde, sabah erken otelden çıkınca pistlerin dolmaya başladığını, belediye otobüsünden kayak kıyafetiyle inen gençleri izledim. Lüks SUV kadar, minibüsle gelen de vardı. Türk lirası eridikçe, yurt dışı kayak hayal olurken, Erciyes orta direğin kış kaçamağına dönüştü.
Yabancı turist hedefinden fazlası gerçekleşti. Ukrayna, Rusya, Polonya’dan charter uçuşlar iniyor. Her yıl artan İranlı misafir, dağda kendi şovunu yapıyor. Restoranda menüde Rusça, İngilizce, Arapça var. Bunu Antalya'da görmek sıradan ama Kayseri’de kış turizmiyle denk gelmek, memleketin değiştiğinin sessiz bir göstergesi.
Ama madalyonun arka yüzü: Bu kadar insanı çeken bir merkezin çevresindeki köylerde hâlâ ahırdan bozma evde yaşayan çocuklar var. Şehir merkezi otelciliğe ve restorancılığa odaklandı ama kayak sporunun tabana yayılması için altyapı hâlâ zayıf. Kayak takımlarının kiralama fiyatı yerli için ucuz değil. Bir aile bir gün kayak yapmak istese, ay sonunu zor getiriyor. Belediyenin organize ettiği küçük kayak kursları var ama süreleri komik, ekipman eski.