Yurt dışında Türk yemeği arayışı sorusunun cevabı kişiye göre değişiyor. Ben Amsterdam'da yaşarken ilk ay hiç arama gereği duymadım. Hollandalı peynirler, balıklar, çikolataları keşfetmek için yeterince meşgul idim. Ama ikinci ay saat 14:00'te, ofisteki kantinde sos dökmüş bir sandviç yiyorken birdenbire Gaziantep'teki kebapçının adını hatırladım. O gün işten çıkıp şehrin dört bir tarafını dolaştım.
Bir Türk marketi buldum, Amsterdam'ın Doğu tarafında. Sahibi Ankara'dan göçmüş, 1987'den beri burada. Çörekotlu sucuk satıyordu, fiyatı pahalı ama tadı evdeki gibi. Aldığım bulgur, bulgur gibiydi. Sonra restoranları denemeye başladım. Kalitesi hiç sabit değil. Istiklal isimli bir yerde adana kebabı 18 euro, ama ete bakıldığında 8 euroluk hareket vardı. Garson "Avrupa standartlarına göre pişiriyoruz" dedi. Türkiye standardına göre pişirseniz ne olur diye sormak istedim ama sormadım.
Londra'da çalışan bir arkadaş dedi ki, orada Türk yemeği arayışı çocukların oyunu. Soho'daki restoranlar turist için, gerçek Türk kültürü Whitechapel'de, Banglatown'ın yanında. Gittim, doğru söylemiş. Orada bir Türk teyze fırında simit yapıyordu, 1 pound. Simit simit gibi çıktı. Ama her gün orada yemek yiyemezsin, ekonomik değil, zaman da ayıramıyorsun.
Sonunda anladım: yurt dışında Türk yemeği arayışı nostalji arayışı. Aslında özlenen yemek değil, yemeğin yanında masanın yanında oturan insanlar, konuşulan lehçe, bahçedeki ağaç. Bunu Amsterdam'da hiçbir restoran veremez.