Freelancer olmak Türkiye'de romantiğin en hızlı ölüm yolu. Evde çalışabilmek, kendi saatini belirlemek, dünyayla işbirliği yapmak—hepsi harika görünüyor ilk başta. Ama para işine gelince sistem seni yavaş yavaş çıldırtmaya başlıyor.
Geçen yıl bir İngiliz acenteyle üç aylık bir proje yaptım. Aylık 2000 pound almak için ne gerekiyordu biliyor musun? Önce Wise hesabı açtım. Wise açıldı, kapandı, tekrar açtı. Ardından Payoneer denedim. Payoneer'de hesabım "risk" olarak işaretlendi, para tutmaya başladı. Sonra Revolut yolladım. Revolut bana Türkiye'de yaşadığım için hesabı sınırlandırdı. Dört ay boyunca dört farklı yol denedim. Sonunda paranın yüzde 22'si kesiyle hesabıma girdi.
Vergi tarafında durum biraz daha vahim. Freelancer olduğumda muhasebeciye gittim, dedi ki "Gelir Vergisi Müfettişi seni ziyaret edebilir." Ziyaret edebilir, edebilir dedi. Daha ne istiyorum? O günden beri her ay titriyorum. Fatura mı keseyim, kesmeseyi mi? Kesersem vergi hukuku mı yenir, kesmezsem suç mu işlerim? Kimse net cevap vermiyor. Bir muhasebeci "kesin kes" diyor, diğeri "hiç kesme" diyor. Benim gibi 50 bin kişi aynı soruyu soruyor, cevap yok.
Upwork ve Fiverr'deki iş bulma süreci ayrı bir dram. Profili düzeltiyorsun, test yapıyorsun, portfolio yüklüyorsun. Sonra bir Bangladeşli freelancer senden yüzde 60 daha ucuza aynı işi veriyor. Müşteri "abi senin fiyatın yüksek" diye gidiyor. Türkiye'de yaşıyorum, elektrik faturası var, internet faturası var, ama bunlar dünya fiyatlarında sayılmıyor.
Kurlar da hiç konuşmaya başlama. Pazartesi sabahı dolar 30 lira, çarşamba akşamı 32 lira. Bankalar haftaya göre, günü gözle, saati bile gözle değiştiriyor. 2000 poundu Garanti'den Türk Lirası'na çevirttiğim gün, ertesi gün aynı miktar 800 lira daha az oldu. Bir gece içinde. Paranın değeri uyumda eriyip gidiyor.
Sonra müşteri tarafında başka sorun var. Batı'daki freelancer "projeyi bitirdim" derse, para hemen akıyor. Türkiye'deki freelancer "bitirdim" dese, müşteri "ama ben gördüm de beğenmedim, revizyon yap" diye tutturuyor. Kontrat var, sözleşme var, ama Türkiye'de bunlar çoğu zaman kâğıda yazılmış rüya. Davaya gitmen demek iki seneni mahkemede harcaman demek.