IMEI kaydetme işine ilk bulaştığım yıl 2015. O zamanın masrafı 130 lira harç, yanında bir de 50 liralık bir “posta pulu” muhabbeti vardı, hala anlamam neye niyetle alındığını. Almanya’dan gelen bir Samsung S5’i, pasaporta gömdüm. Havalimanında iki kere valiz kontrolü yaşadım ama o dönem iPhone’lar bu kadar kasaya kilitlenmemişti, Samsung’la kimse uğraşmıyordu.
2018’de yeniden denedim, bu sefer Londra’dan aldığım iPhone SE için. O zamanlar 1800 TL civarındaydı harç. Telefonun fiyatı, Ryanair biletiyle Londra’ya git-gel toplamından ucuzdu. Türk Hava Yolları hostesi “bu ekran küçük, hala var mı bu model?” diye sordu, cevabı uzatmadım. Ama esas çile asıl Türkiye’ye dönünce başlıyor. E-devlet şifresi, bankadan harç yatırma, dekontu indir, pasaporttaki damga silik çıkarsa polise git. Bir seferinde, Ziraat Bankası ATM’si “işleminiz gerçekleştirilemiyor” dedi, aradan beş gün geçti. O arada telefonun İngiltere SIM kartı gitti, Türk SIM kartı takınca “ağda kayıtlı değil” yazısı ekrana yapıştı.
2022’de işler iyice çığırından çıktı. O yılın Temmuz ayında, Paris’te iPhone 13 alıp döndüm. Daha valiz açılmadan “IMEI kaydı yoksa, 120 gün sonra tuğlaya döner” paranoyasına kapıldım. Şimdi şöyle düşün; Paris’te Apple Store’dan çıktın, telefonun reklamı gibi hissettiriyor. Ama İstanbul’a dönünce e-devlet, bankalar, nüfus müdürlüğü, noter, BTK ve operatör arasında açılıp kapanan sekmeler. Harç olmuş 6 bin lira. Bankadaki memur “bu parayı niye yatırıyorsunuz” diye soruyor, sanki haraç topluyoruz. En komiği de, işlemler bitince hattı takıyorsun, operatör iki gün seni yok sayıyor. Arayınca “sistemler güncelleniyor” cevabı. BTK kendi sistemini çözemiyor, çözmedikçe harç zamlanıyor.
2024’e gelince nostalji falan kalmadı, harç olmuş 31.692 TL. Telefonun fiyatı kadar vergi, üzerine “pasaport sahibiyle akraba mısın” sorgusu. Bir de 120 gün kuralı: Ya üç ayda her işini halledeceksin ya da telefona bakıp Türkiye’de sadece Wi-Fi ile hayatta kalmaya çalışacaksın. Eskiden havaalanında “telefonun yurtdışından mı” diye sormaları komikti, şimdi polise pasaportu gösterip “damga okunuyor mu” diye yalvarıyorsun.
Kısacası, IMEI kaydı işi bir zamanlar küçük çaplı macera, şimdi ise organize bürokrasi komedisi. Her seferinde yeni güncelleme, yeni engel. Amaç “telefon kullanmak” değil, arada devletin harç menüsünü denemek gibi bir şey. Eski günlerin “kurnazlık” hissi artık yok; şimdi sadece “kim daha çok sabreder” testi var.