Benim hayatımda mesajlaşma stresi diye bir kavram var, bildiğin kas hafızası gibi. Özellikle Telegram, WhatsApp, Slack... Fark etmez, yazdığım her cümlede bir tedirginlik. 2022’de, pandemi tam gaz devam, evde bilgisayara bakmaktan gözler şişmiş. Bir yandan işyerindeki ekip lideri Murat'a, Jira’da ticket hakkında yazıyorum. Kısa yazsam, “Soğuk mu davrandım?”; uzun yazsam, “Çok mu uzattım?” diye düşünüyorum. “Tamam” yazınca sanki kavga çıkacak gibi hissediyorum. Özellikle “ok”un o soğukluğu var ya, onu atınca hemen ardından kalp veya emojiyle yumuşatmak şart oldu bana.
Bir keresinde, Linkedin’den eski yazılım takım arkadaşım Duygu’ya küçük bir iş teklifi için mesaj attım. Konu basit: “Selam Duygu, küçük bir freelance iş var, ilgilenir misin?” Nokta koydum. Beş dakika içinde döndü, sanki terslenmiş gibi, “Belki uygun olmamışımdır, neden bana sordun?” dedi. Yemin ediyorum, mesajı beş kez okudum, acaba imla mı hatalı, bir kelime mi yanlış? Saat 22:30, kan ter içinde, “Yanlış mı anlaşıldım?” diye kendime soruyorum. Sırf stresi azaltmak için sonra arayıp sesli konuşuyorum. Yüz yüze olunca sorun yok, ama ekranda yazıdan mizah, ciddiyet, samimiyet ayarını kaçırmak çok basit.
Mesajlaşmada ton yok. Bu yüzden, son 2 senedir her mesajı yazdıktan sonra, karşı taraf ne hisseder diye düşünüyorum. Özellikle patronlara sabah 09:00’da Slack’ten “Günaydın, dökümana bakar mısın?” yazarken bile içimden “Yumuşatıcı ekle” diye ses geçiyor. Bir tane gülen emoji, bir tane fazla kelime ekliyorum. Yoksa gece yatmadan “Acaba yanlış mı anlaşıldı?” diye dönüp duruyorum.
Benim için komik olan, bunu herkesin yaşaması. Kendi arkadaş grubumda (yazılımcı tayfa) biri kısa cevap verince, grup bir anda “hayırdır?” moduna geçiyor. 2023 ekim ayında, İstanbul’da bir kahvecide otururken, üçümüz telefona bakıp birbirimize son mesajları gösteriyoruz. Aramızdan biri, sevgilisine “peki” yazmış. Sırf bu yüzden üç gün trip yemiş. İkili ilişkilerde, arkadaşlıkta, hatta aile grubunda bile, bir kelimenin fazlası ya da azı kafa karıştırıyor. Herkes mesajı yazıp, “Ya yanlış anlarsa?” stresini yaşıyor.
Kendi adıma, mesajlaşmada bu stresin ana sebebi, karşındakinin ruh halini anında görememek. 2019’da, annemle ilk defa WhatsApp’tan tartışınca anlamıştım. Telefonda konuşsak bir dakika sürmeyecek mevzu, mesajlaşınca iki saat sürüyor. Her cümlenin sonuna nokta koyarsan resmiyet, emoji koyarsan samimiyet. Bu dengeyi tutturmak ise tam bir zeka işi olmuş artık. Şu an bile, bu bildiriyi yazarken nokta mı, ünlem mi koysam diye düşünüyorum.