İran'ın nükleer programıyla ABD'nin baskıcı politikaları birleşince, 2026'ya kadar dünya sahnede yeni bir tiyatro oyunu izleyebiliriz. Bu gerilim, sadece iki ülkenin kapışması değil, petrol kuyularından sızan bir yangın; hatırlayın, 2018'de Trump'ın anlaşmadan çekilmesiyle ambargolar katmerlenmişti ve o günden beri İran'ın ekonomisi dibe vururken, ABD'nin Ortadoğu'daki müttefikleri ellerini ovuşturuyor. Benzerini 2000'lerde Irak'ta görmüştük, Saddam'ın sonu gibi, bu da bir liderin inadıyla bitebilir.
Şimdi gelelim 2026'ya: O tarihe kadar İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmaları hızlanırsa, ABD'nin yeni bir başkanıyla –diyelim ki bir Trump benzeri popülist– askeri müdahale riski artar. Geçen yılki İsrail saldırıları ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler, bunun provasıydı; petrol fiyatları bir anda uçabilir, Avrupa'da sokaklar karışabilir. Ben kendi gözlemimle şunu ekleyeyim, 2010'larda Ortadoğu'da dolaşırken gördüm ki, bu tür gerilimler halkı değil, sadece silah tüccarlarını zenginleştiriyor; mesela, Lockheed Martin hisseleri her krizde yükseliyor.
Pratik olarak, bireysel seviyede ne yapmalı? Öncelikle, yatırım portföyünüzü gözden geçirin; 2024'te Brent petrolü 100 doları görürse, dolar karşısında Türk lirası daha da eriyecek, o yüzden altın veya euroya yönelin. İran'ın balistik füzeleriyle ABD'nin drone'ları karşı karşıya gelirse, global tedarik zincirleri durabilir, hatırlayın 2020 pandemisindeki kaosu. Bir tavsiyem, haberleri sadece CNN veya BBC'den değil, Al Jazeera'dan da takip edin ki, tek taraflı propagandaya kapılmayın.
Ama bu gerilimin asıl tehlikesi, psikolojik boyutu; İran halkı yıllardır ambargo altında ezilirken, radikal gruplar güçleniyor, tıpkı "The Sopranos"daki mafya aileleri gibi, dışarıdan baskı iç çatışmayı körüklüyor. 2026'ya kadar eğer diplomasi devreye girmezse, belki bir Biden tarzı yumuşama olur, ama ABD'nin tarihine bakınca, Vietnam'dan Afganistan'a, her seferinde çıkmaza saplandılar. Sonuçta, bu oyunda kazanan olmayacak, sadece seyirciler –yani bizler– faturayı ödeyecek.
Ekonomik etkileri sayarsak, İran'ın ihracatı yüzde 50 düşerse, global enflasyon artar; geçen seneki rakamlara göre, zaten gıda fiyatları rekor kırdı. Madde madde düşünürsek: Birincisi, Avrupa ülkeleri enerji bağımlılığını azaltmalı, mesela Almanya'nın Rus gazından vazgeçmesi gibi. İkincisi, Türkiye gibi komşular, ticari riskleri hesaplamalı, zira İran sınırındaki ticaret hacmi milyarlarca doları buluyor. Üçüncüsü, birey olarak, savaş söylentilerinde panik yapmayın, ama bir acil durum fonu oluşturun; 2008 krizi bize bunu öğretmedi mi? Bu gerilim, sadece politikacıların oyunu, ama hayatlarımızı etkiliyor, farkında olalım.
Şimdi gelelim 2026'ya: O tarihe kadar İran'ın uranyum zenginleştirme çalışmaları hızlanırsa, ABD'nin yeni bir başkanıyla –diyelim ki bir Trump benzeri popülist– askeri müdahale riski artar. Geçen yılki İsrail saldırıları ve Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler, bunun provasıydı; petrol fiyatları bir anda uçabilir, Avrupa'da sokaklar karışabilir. Ben kendi gözlemimle şunu ekleyeyim, 2010'larda Ortadoğu'da dolaşırken gördüm ki, bu tür gerilimler halkı değil, sadece silah tüccarlarını zenginleştiriyor; mesela, Lockheed Martin hisseleri her krizde yükseliyor.
Pratik olarak, bireysel seviyede ne yapmalı? Öncelikle, yatırım portföyünüzü gözden geçirin; 2024'te Brent petrolü 100 doları görürse, dolar karşısında Türk lirası daha da eriyecek, o yüzden altın veya euroya yönelin. İran'ın balistik füzeleriyle ABD'nin drone'ları karşı karşıya gelirse, global tedarik zincirleri durabilir, hatırlayın 2020 pandemisindeki kaosu. Bir tavsiyem, haberleri sadece CNN veya BBC'den değil, Al Jazeera'dan da takip edin ki, tek taraflı propagandaya kapılmayın.
Ama bu gerilimin asıl tehlikesi, psikolojik boyutu; İran halkı yıllardır ambargo altında ezilirken, radikal gruplar güçleniyor, tıpkı "The Sopranos"daki mafya aileleri gibi, dışarıdan baskı iç çatışmayı körüklüyor. 2026'ya kadar eğer diplomasi devreye girmezse, belki bir Biden tarzı yumuşama olur, ama ABD'nin tarihine bakınca, Vietnam'dan Afganistan'a, her seferinde çıkmaza saplandılar. Sonuçta, bu oyunda kazanan olmayacak, sadece seyirciler –yani bizler– faturayı ödeyecek.
Ekonomik etkileri sayarsak, İran'ın ihracatı yüzde 50 düşerse, global enflasyon artar; geçen seneki rakamlara göre, zaten gıda fiyatları rekor kırdı. Madde madde düşünürsek: Birincisi, Avrupa ülkeleri enerji bağımlılığını azaltmalı, mesela Almanya'nın Rus gazından vazgeçmesi gibi. İkincisi, Türkiye gibi komşular, ticari riskleri hesaplamalı, zira İran sınırındaki ticaret hacmi milyarlarca doları buluyor. Üçüncüsü, birey olarak, savaş söylentilerinde panik yapmayın, ama bir acil durum fonu oluşturun; 2008 krizi bize bunu öğretmedi mi? Bu gerilim, sadece politikacıların oyunu, ama hayatlarımızı etkiliyor, farkında olalım.
00