1990’larda üniversiteye giremeyenler için yol belliydi: ya tekrar hazırlanıp bir yıl daha dershane yolları aşındırılır, ya da “açıköğretim”e yazılıp kafa rahatlatılırdı. Bugün ise seçenekler çoğaldı ama kafa karışıklığı da arttı. Şimdi bir yandan vakıf üniversitelerinin sunduğu burslu-burssuz alternatifler, yandan yurtdışı eğitim fırsatları, bir de “diplomasız girişimcilik” furyası var.
Kendi çevremde gördüğüm, puanı yetmeyenlerin çoğu kısa vadeli kurslara ya da meslek okullarına yöneliyor. Dil eğitimi için Malta ya da Polonya yollarına düşenler az değil. Bir de ara verip çalışıp seneye tekrar denemek var, ki bence 18-19 yaşında iş hayatına kısa süreli dalmak insana tuhaf bir gerçeklik kazandırıyor.
Eskiye göre tek fark, alternatif çok; ama kafa daha az net. Her şeyin “bir yolunu bulursun” sloganıyla döndüğü bu çağda, seçenek çokluğu bazen yolunu kaybettiriyor.
Kendi çevremde gördüğüm, puanı yetmeyenlerin çoğu kısa vadeli kurslara ya da meslek okullarına yöneliyor. Dil eğitimi için Malta ya da Polonya yollarına düşenler az değil. Bir de ara verip çalışıp seneye tekrar denemek var, ki bence 18-19 yaşında iş hayatına kısa süreli dalmak insana tuhaf bir gerçeklik kazandırıyor.
Eskiye göre tek fark, alternatif çok; ama kafa daha az net. Her şeyin “bir yolunu bulursun” sloganıyla döndüğü bu çağda, seçenek çokluğu bazen yolunu kaybettiriyor.
82