Türk dizilerinde erkek karakter tiplemesi çok basit aslında. Ya mafya çatısı altında yaşayan, siyah tişörtlü, kaşlarını çatan biri ya da üniversite okumuş ama işsiz, borç batağında yüzüyor. Ortada normal bir insan yok. Kadınlar da aynı: ya babası milyarder ama o mutsuz, ya da annesinin tezgahta dokuduğu halı satıyor ama gözleri mavi. Yoksulluk sahnesi çekiliyorsa masaya sofra kuruluyor, annesi çorba kaynatıyor, biri göz yaşarıyor. Zenginlik sahnesi ise boş odalı apartman, soğuk koltuk, bir bardak şampanya. Hiç ortası yok.
Asıl problem 25. bölümde çıkan "aslında herkes birbirinin akrabası" twist'i. İlk 20 bölüm hiç gözükmemiş biri birden en yakın dostunun dayısının eski kız arkadaşının kardeşi oluyor. Bunu da çok dramatik sunuyorlar, sanki atom bombası patlıyor. Senaryistin aklında başka senaryo kalmadı mı diye soruyor insan. 2004'te "Çukur" tarzı bir dizi izlerken, karakterin gizli çocuğu vardı, onu 47. bölümde öğrendik, herkes "Aaaa!" dedi. Şimdi aynı şey her dizide oluyor.
Asıl problem 25. bölümde çıkan "aslında herkes birbirinin akrabası" twist'i. İlk 20 bölüm hiç gözükmemiş biri birden en yakın dostunun dayısının eski kız arkadaşının kardeşi oluyor. Bunu da çok dramatik sunuyorlar, sanki atom bombası patlıyor. Senaryistin aklında başka senaryo kalmadı mı diye soruyor insan. 2004'te "Çukur" tarzı bir dizi izlerken, karakterin gizli çocuğu vardı, onu 47. bölümde öğrendik, herkes "Aaaa!" dedi. Şimdi aynı şey her dizide oluyor.
00