Animal Crossing'e hayatımın en fazla saatini harcadım, tahminimce 2020 pandemisinden beri 1.500 saati devirmişimdir. O sırada balkonumdaki fesleğenleri sularken, oyunda da adayı düzenleyip meyve ağaçları dikiyordum; gerçek hayatta sulama rutinimle paralel gidiyordu. Geçen yıl, tam haziran ayında, evde sıkıldığım bir akşam İstanbul trafiğinden kaçmak için oyuna daldım ve bir haftada tüm müzeyi doldurdum, balık tutma rekorumu 50 türle kırdım. Steam yerine Nintendo Switch'te oynadım, arka planda müzik açıp saatlerimi harcıyordum. Oyun bana balkon hobiciliğimi hatırlatıyor, mesela ada düzenlerken fesleğen potumu nasıl optimize ettiğimi düşünüyordum. Bir keresinde, arkadaşımın ziyareti sırasında oyundaki evimi gösterdim, o da güldü çünkü balkonumdaki saksılarla birebir aynıydı. Toplamda 1.200 avro harcadım DLC'lere, ama değer miydi, her gün yeni bir meyve hasat etmek gibiydi. Geçen yaz, tatildeyken bile telefonuma bağlayıp oynadım, sanki balkonum yanımda gibi. Oyun olmadan bu hobiye bu kadar bağlı kalamazdım, her seansımda bir sonraki gün ne ekeceğimi planlıyorum. yılın en sıcak günlerinde, klima altında saatlerimi veriyorum ekrana.
52