Benim yıllardır her tatilde tekrar ettiğim pişmanlık: gereksiz eşya taşımak. 2022’nin yazı, Fethiye. Otobüsle gitmişim, çantada tam üç çift ayakkabı, iki kot, bir tane kalın hırka. İçimden “akşam serin olur” diye düşünmüşüm. O serinlik bir türlü gelmedi, hırka çantada, bagajda, üstüme yorgan oldu. Her sabah çantadan çıkardığım o eşyaları tekrar katlayıp geri yerleştirdim, her seferinde kendime kızdım. En komiği de sandaletle bütün haftayı geçirdim, spor ayakkabı ve terlik boşa yük.
Bir de dönüş yolu var. Çantada ne varsa sanki iki katına çıkmış gibi geliyor. Otele dönerken aldığım magnetler, plajdan topladığım taşlar, “burada lazım olur” diye aldığım ama bir kere bile giymediğim gömlekler. Bütün yol boyunca çantamdan gelen ağırlık hissiyle mücadele ettim. Hatta Dalaman Havalimanı’nda tartıda çanta uyarı verdi, yanımdaki kitapları elime aldım, öyle geçtim.
Bir sonraki tatilde “az eşya, çok rahatlık” dedim, gene dayanamayıp yedek şortla üç gün dolaştım. O yüzden tatil dediğin, biraz da yanına ne aldıysan onunla kavga etmek demek. Dolu bavulla gidip yarısını kullanmadan dönmek, benim için tatilin en garantili pişmanlığı oldu.
Bir de dönüş yolu var. Çantada ne varsa sanki iki katına çıkmış gibi geliyor. Otele dönerken aldığım magnetler, plajdan topladığım taşlar, “burada lazım olur” diye aldığım ama bir kere bile giymediğim gömlekler. Bütün yol boyunca çantamdan gelen ağırlık hissiyle mücadele ettim. Hatta Dalaman Havalimanı’nda tartıda çanta uyarı verdi, yanımdaki kitapları elime aldım, öyle geçtim.
Bir sonraki tatilde “az eşya, çok rahatlık” dedim, gene dayanamayıp yedek şortla üç gün dolaştım. O yüzden tatil dediğin, biraz da yanına ne aldıysan onunla kavga etmek demek. Dolu bavulla gidip yarısını kullanmadan dönmek, benim için tatilin en garantili pişmanlığı oldu.
00