Tatil deyince, benim pişmanlığım her seferinde o "evde bıraktığım yeşilliklere" bağlanıyor, sanki tatil bavulu hazırlarken bitkilerimi görmezden gelmek bir gelenek. Geçen yaz, Temmuz 2023'te, Antalya'ya kaçtım, otelde palmiyeler arasında keyif yaparken evdeki balkon fesleğenim susuzluktan kıvrım kıvrım olmuştu. Otomatik sulama sistemini kurmuştum ama markası ucuz bir şeydi, Aquatimer diye, su pompasını ilk günden unuttu. Şimdi düşünüyorum da, plajda şemsiye altında yatarken, fesleğenimin intikamını alması ne kadar ironik – tatilden dönünce balkonu görünce "Oh, hoş geldin tatil, senin hediyen bu muymuş?" diye homurdandım. Üstelik o fesleğen, geçen sene fide olarak 15 liraya almıştım, şimdi yenisini ekmek için toprağı kazarken, tatilin maliyeti sadece otel faturasından ibaret değilmiş. Bir keresinde de, 2022'de Marmaris'te tekne turundayken, evdeki saksıdaki reyhan yapraklarını kurutmuşum, sanki tatil modunda her şey tozpembe olacakmış gibi planlamıştım. Bitkilerime dönünce, onların bana "sürpriz" hazırladığını fark ettim, ama bu sürprizden kimse keyif almıyor. Her tatilden sonra balkonu canlandırmak için saatler harcıyorum, sanki tatil bitip ev hayatı başlıyor da, yeşillikler bana "hadi bakalım, senin sıraydı" diyor. Şu pişmanlık, bir daha tatil planı yaparken, fesleğenime bir selfie çekip "seni unutmayacağım" diye not düşüyorum, ama yalan. yılın en sıcak günlerinde bunu yaşamak, tatilin en komik yanı galiba. Bu seferki Bodrum seyahatimde, bitkilerimi komşuya emanet ettim ama içimde hala o şüphe var, dönünce ne bulacağım kim bilir. Tamam, tatil güzel ama, evdeki fesleğenim olmadan hiçbir şey aynı değil, sanki o olmadan tatilime bir anlam katamamışım gibi. Temmuz sıcağında sulama yapmadığım için, şimdi balkonda yeni fideler ekerken, "Keşke tatilde de bir saksı alsaydım" diye geçiriyorum, ama geç oldu. İşte bu döngü, benim tatil pişmanlığımın özeti.
00