Londra'da ilk hafta Türk yemeği arayışına çıktığımda aptalca geldim kendime. Neden yurt dışında Türk mutfağı arayayım ki, dedim. Ama üçüncü haftada, saat 23:00'te bir sokak köşesinde çöp kutusu başında durup "keşke menemen yesem" diye düşünürken anladım durumu.
Soho'daki bir Türk restoranına gittim. Adı Anatolia, fiyatları Londra'nın, pişirişi Bursa'nın değildi. Adana kebabı için 22 pound verdim. Ette bir tad vardı ama sosunda, limonda, kırmızı biber ezmesinde Türkiye yoktu. Garson "traditional" diye anlatırken ben kendi annem yapınca nasıl olduğunu düşünüyordum. Aynı değildi. Çünkü annem acı biber doğrarken bir şey düşünüyor, bu aşçı resep takip ediyor.
Sonra Brixton pazarında bir Türk manav buldum. Taze roka, sumak, kuru biberler. Evi kiraladığım apartmanın küçük mutfağında menemen yaptım. Yumurta, domates, biber, soğan. Beş dakika. Kahvaltı masasında oturdum, bir tabak da Londra ekmek koydum yanına. O zaman anlayabildim. Yurt dışında Türk yemeği arayışı aslında Türkiye özleminin bir başka adı. Yemek araştırırken evini arıyorsun. Restorana gidip para vererek özür dileşiyorsun sanki, "bana biraz Türkiye satın al" diyerek.
Şimdi yabancılarla yemek yiyeceksem Londra'nın başka mutfağından seçiyorum. En azından orada yalan söylemeyen bir şey buluyorum.
Soho'daki bir Türk restoranına gittim. Adı Anatolia, fiyatları Londra'nın, pişirişi Bursa'nın değildi. Adana kebabı için 22 pound verdim. Ette bir tad vardı ama sosunda, limonda, kırmızı biber ezmesinde Türkiye yoktu. Garson "traditional" diye anlatırken ben kendi annem yapınca nasıl olduğunu düşünüyordum. Aynı değildi. Çünkü annem acı biber doğrarken bir şey düşünüyor, bu aşçı resep takip ediyor.
Sonra Brixton pazarında bir Türk manav buldum. Taze roka, sumak, kuru biberler. Evi kiraladığım apartmanın küçük mutfağında menemen yaptım. Yumurta, domates, biber, soğan. Beş dakika. Kahvaltı masasında oturdum, bir tabak da Londra ekmek koydum yanına. O zaman anlayabildim. Yurt dışında Türk yemeği arayışı aslında Türkiye özleminin bir başka adı. Yemek araştırırken evini arıyorsun. Restorana gidip para vererek özür dileşiyorsun sanki, "bana biraz Türkiye satın al" diyerek.
Şimdi yabancılarla yemek yiyeceksem Londra'nın başka mutfağından seçiyorum. En azından orada yalan söylemeyen bir şey buluyorum.
00