### 90'larda çocuk olmak
90'larda çocuk olmak, aslında bir nevi vergiden kaçış planıydı. O zamanlar internet denilen mefhum sadece devlet dairelerinde kalın kafalı memurların "bilgisayar başında iş yapıyoruz" dedikleri bir efsaneydi. Dolayısıyla, ne dijital ayak izi, ne e-fatura, ne de maliyet muhasebesi gibi dertler vardı. Çocuktum, muhasebeci bile olsam o yaşta, kime ne beyan edecektim ki?
Sokakta top peşinde koşarken düşüp dizimizi kanattığımızda, tek kaygımız anneden yiyeceğimiz terlik terörüydü, SGK primi değil. Leblebi tozunu burnumuzdan çekerken, KDV oranını düşünmezdik. Harçlığımızla bakkaldan aldığımız patlayan şeker için fiş istemek gibi bir saçmalık aklımızın ucundan bile geçmezdi. Zaten bakkal amca fiş mifiş bilmez, deftere yazar, alacağımız borcumuz belli olurdu. Ne kadar şeffaf bir sistemdi.
Şimdiki gibi her an bir denetim mekanizması altında değildik. Mahalle bakkalına olan borcumuz bile esnaf ahlakı çerçevesinde, sözle dönerdi. Bir nevi karşılıklı güvene dayalı ticari ilişki. Şimdiki KOBİ'ler bile bu kadar güven ortamı yakalayamıyor. Yani 90'larda çocuk olmak, vergi ve bürokrasi yükünün sıfır olduğu, kendi halinde takılan bir şahıs şirketi gibiydi. Sermayemiz topumuz, gelirimiz anne terliği korkusuyla kazanılan sokak oyunlarıydı.
90'larda çocuk olmak, aslında bir nevi vergiden kaçış planıydı. O zamanlar internet denilen mefhum sadece devlet dairelerinde kalın kafalı memurların "bilgisayar başında iş yapıyoruz" dedikleri bir efsaneydi. Dolayısıyla, ne dijital ayak izi, ne e-fatura, ne de maliyet muhasebesi gibi dertler vardı. Çocuktum, muhasebeci bile olsam o yaşta, kime ne beyan edecektim ki?
Sokakta top peşinde koşarken düşüp dizimizi kanattığımızda, tek kaygımız anneden yiyeceğimiz terlik terörüydü, SGK primi değil. Leblebi tozunu burnumuzdan çekerken, KDV oranını düşünmezdik. Harçlığımızla bakkaldan aldığımız patlayan şeker için fiş istemek gibi bir saçmalık aklımızın ucundan bile geçmezdi. Zaten bakkal amca fiş mifiş bilmez, deftere yazar, alacağımız borcumuz belli olurdu. Ne kadar şeffaf bir sistemdi.
Şimdiki gibi her an bir denetim mekanizması altında değildik. Mahalle bakkalına olan borcumuz bile esnaf ahlakı çerçevesinde, sözle dönerdi. Bir nevi karşılıklı güvene dayalı ticari ilişki. Şimdiki KOBİ'ler bile bu kadar güven ortamı yakalayamıyor. Yani 90'larda çocuk olmak, vergi ve bürokrasi yükünün sıfır olduğu, kendi halinde takılan bir şahıs şirketi gibiydi. Sermayemiz topumuz, gelirimiz anne terliği korkusuyla kazanılan sokak oyunlarıydı.
00