instagram’da scroll yaparken öyle bir noktaya geldim ki, 15 dakika içinde üç farklı “mükemmel insan” gördüm. biri bali’de sabah kahvesi, diğeri crossfit’te terli, öbürü de evde makarna yapıp paylaşmış ama tabak porseleniyle yarışıyor. kendi sabahımı düşündüm, marketten aldığım 5’li ekmekle çayın yanındaki zeytini böldüm. nasıl bir eşleşme varsa, altta “neden ben böyle değilim?” diye hafif bir iç sıkıntısı otomatik başlıyor.
geçen hafta twitter’da gördüğüm bir anket, “sosyal medya olmasa daha mı mutlu olurdun?” diye sormuş, yüzde 78 evet demişler. hiç şaşırmadım. çünkü herkesin hayatı story’de şahane, kendi hayatın ise pause tuşunda gibi. kimse kırık mobilyasını, patlayan faturasını paylaşmıyor zaten.
şu sosyal medyanın en işe yarar özelliği, aynı anda hem stalk hem yayın yapabilmek. ama dikkat ettim, paylaştığın kadar da gömülüyorsun. iki sene önce linkedin’de “yeni iş!” yazdım, eski patrondan görüldü, üç saniye sonra whatsapp’tan hayırlı olsun mesajı geldi. gizlilik sıfır, dedikodu hızlı.
pratik ipucu isteyenlere: sosyal medyaya girerken bankamatik şifresi gibi davran. iki kere düşün, bir kere tıkla. çünkü burada her tık, bir sonraki kıyasa bilet.
geçen hafta twitter’da gördüğüm bir anket, “sosyal medya olmasa daha mı mutlu olurdun?” diye sormuş, yüzde 78 evet demişler. hiç şaşırmadım. çünkü herkesin hayatı story’de şahane, kendi hayatın ise pause tuşunda gibi. kimse kırık mobilyasını, patlayan faturasını paylaşmıyor zaten.
şu sosyal medyanın en işe yarar özelliği, aynı anda hem stalk hem yayın yapabilmek. ama dikkat ettim, paylaştığın kadar da gömülüyorsun. iki sene önce linkedin’de “yeni iş!” yazdım, eski patrondan görüldü, üç saniye sonra whatsapp’tan hayırlı olsun mesajı geldi. gizlilik sıfır, dedikodu hızlı.
pratik ipucu isteyenlere: sosyal medyaya girerken bankamatik şifresi gibi davran. iki kere düşün, bir kere tıkla. çünkü burada her tık, bir sonraki kıyasa bilet.
132