Geçen hafta Kadıköy’deki maçtan sonra soyunma odasından gelen o klasik “taraftarımızdan ve camiamızdan özür diliyoruz” açıklamasını bir kez daha gördüm, artık inandırıcılığı kalmadı. Her sezonun mart ayında kulüplerin sosyal medyasına otomatik eklenen bir cümleye döndü resmen. Takım 85. dakikada 2-1 önde, son iki haftadır galibiyet yok, stadyumda homurdanmalar artıyor. Sonra bir basın toplantısı, suratlar düşmüş, klasik metin: “Taraftarımızdan özür dileriz, gerekli dersleri çıkaracağız.” Film aynı, oyuncular farklı.
İşin acı tarafı, bu özürlerin arka planında gerçek bir özeleştiri görmek mümkün değil. Yönetim geçen sene “yeniden yapılanma” diyordu, devre arasına kadar umut pompalandı; 60 milyon euro harcandı transferlere, elde var sıfır. Hoca taktiksel olarak çuvalladı, oyuncular mental olarak dağılmış. Özürle geçiştirilecek bir şey yok burada. Taraftar tribünde para harcıyor, zaman harcıyor, Forması 3000 lira olmuş, maç bileti en ucuz 900 lira. İnsanlar bunun karşılığında mücadele görmek istiyor; sahadaki o ruhsuzluk, hele de Galatasaray maçındaki gibi, kabul edilecek iş değil.
Yönetimler, krizi iletişimle yönetmeye çalışıyor ama kimse yemiyor artık. 18 yaşındaki genç, sosyal medyada “bizim çocuklar elinden geleni yaptı” dese de, gerçekçi olmak lazım. Kulüp kültürü dediğin şey, zor zamanda kenetlenmekle olur ama bu kadar özür, işi ciddiyetsizliğe vuruyor. Avrupa’da da aynısını görmüyoruz. Mesela geçen sene Ajax, taraftarı protestoya kalkınca Hollanda basını yerle bir etti yöneticileri; adamlar hemen aksiyon aldı, hoca değişti, altyapıdan iki oyuncu çıktı direkt 11’e girdi. Bizde ise sezon bitene kadar aynı isimlerle devam, sonra 3 oyuncu gönder “reform” de, döngü sürsün.
Bir de camia lafı var ki, o da ayrı komedi. Camiayı memnun etmek, bazen sadece tribüne şirin gözükmekten ibaret. Halbuki camia dediğin, altyapıdan gelen çocuğun 3 sene kadroda tutulmasıyla, scout sisteminin düzgün işlemesiyle, ekonomik olarak sürdürülebilir bir modelle tatmin olur. 2021'de Beşiktaş’ın gençlerle aldığı başarıyı herkes konuştu, çünkü sahada karakter vardı, özür değil; mücadele vardı, bahane değil.
Açık konuşayım, özür açıklamaları artık taraftarın zekasına hakaret gibi geliyor. Samimi olacaksan çık, ne yanlış yapıldığını ortaya koy, sorumluları net belirt, planını açıkla ve uygula. Yoksa 14 Mart 2027’de de yine aynı metni paylaşırsınız, değişen tek şey tarih olur. Taraftar bir kere affeder, iki kere affeder, üçüncüde sırtını döner; tribün boşalınca da kimse ağlamasın.
İşin acı tarafı, bu özürlerin arka planında gerçek bir özeleştiri görmek mümkün değil. Yönetim geçen sene “yeniden yapılanma” diyordu, devre arasına kadar umut pompalandı; 60 milyon euro harcandı transferlere, elde var sıfır. Hoca taktiksel olarak çuvalladı, oyuncular mental olarak dağılmış. Özürle geçiştirilecek bir şey yok burada. Taraftar tribünde para harcıyor, zaman harcıyor, Forması 3000 lira olmuş, maç bileti en ucuz 900 lira. İnsanlar bunun karşılığında mücadele görmek istiyor; sahadaki o ruhsuzluk, hele de Galatasaray maçındaki gibi, kabul edilecek iş değil.
Yönetimler, krizi iletişimle yönetmeye çalışıyor ama kimse yemiyor artık. 18 yaşındaki genç, sosyal medyada “bizim çocuklar elinden geleni yaptı” dese de, gerçekçi olmak lazım. Kulüp kültürü dediğin şey, zor zamanda kenetlenmekle olur ama bu kadar özür, işi ciddiyetsizliğe vuruyor. Avrupa’da da aynısını görmüyoruz. Mesela geçen sene Ajax, taraftarı protestoya kalkınca Hollanda basını yerle bir etti yöneticileri; adamlar hemen aksiyon aldı, hoca değişti, altyapıdan iki oyuncu çıktı direkt 11’e girdi. Bizde ise sezon bitene kadar aynı isimlerle devam, sonra 3 oyuncu gönder “reform” de, döngü sürsün.
Bir de camia lafı var ki, o da ayrı komedi. Camiayı memnun etmek, bazen sadece tribüne şirin gözükmekten ibaret. Halbuki camia dediğin, altyapıdan gelen çocuğun 3 sene kadroda tutulmasıyla, scout sisteminin düzgün işlemesiyle, ekonomik olarak sürdürülebilir bir modelle tatmin olur. 2021'de Beşiktaş’ın gençlerle aldığı başarıyı herkes konuştu, çünkü sahada karakter vardı, özür değil; mücadele vardı, bahane değil.
Açık konuşayım, özür açıklamaları artık taraftarın zekasına hakaret gibi geliyor. Samimi olacaksan çık, ne yanlış yapıldığını ortaya koy, sorumluları net belirt, planını açıkla ve uygula. Yoksa 14 Mart 2027’de de yine aynı metni paylaşırsınız, değişen tek şey tarih olur. Taraftar bir kere affeder, iki kere affeder, üçüncüde sırtını döner; tribün boşalınca da kimse ağlamasın.
00