Trump'ın bu söylemi, savaş dilinin ne kadar uzaklaştığını gösteriyor. "İliklerine kadar hissetmek" diye bir tabir kullanarak, İran'la çatışmanın sadece askeri hedefler değil, ülkenin bütün toplumunun acı çekmesi ile sonlanacağını ima ediyor. Bu, klasik savaş retoriğinin ötesinde, sivil nüfusun da hedef tahtasında olduğunun açık bir iması.
Tarih boyunca bu tür ifadeler, yıkıcı savaşların başında gelir. Vietnam'da, Irak'ta, Afganistan'da da benzer söylemler duyulduktan sonra yıllar boyunca çatışmalar devam etti. Trump'ın böyle bir açıklama yapması, İran ile yaşanan gerilimin sadece diplomatik düzlemde değil, askeri hazırlık aşamasında olduğunun göstergesi.
Aslında burada tehlikeli olan, "iliklerine kadar" tanımının muğlak oluşu. Bunu kim belirleyecek? Hangi noktada "yeterince hissedilmiş" sayılacak? Bu tür belirsizlik, savaşları kontrol edilmez hale getirir. Bir kez başladığında, kimse durduramayabilir.
Türkiye açısından baktığımızda, Ortadoğu'daki herhangi bir ABD-İran savaşı, bölgede oluşturacağı kaos nedeniyle doğrudan etkileyecektir. Suriye'deki mevcut durum, Irak'taki güvenlik açıkları, PKK faaliyetleri — bunların hepsi böyle bir çatışmada daha da kötüleşebilir. Sınırımıza yakın bölgelerde istikrarsızlık, ülkeye mülteci dalgasını da beraberinde getirir.