Atatürk Üniversitesi kampüsünde geçen ay açılan AA Akademi stüdyosunda, “Görsel Yetkinlik Eğitim Modülü”ne katılanlarla oturdum, çay içtim, dinledim. Herkesin elinde dijital fotoğraf makinesi, eski model Canon’dan tut, cep telefonunun kamerasıyla uğraşanlar bile var. Olay tamamen uygulamalı gidiyor. Hocalar, “Deklanşöre basın, çekin, sonra konuşalım,” diyor. 13 Mart’taki oturumda, habere çıkan bir kareyi neden seçtiğimiz sorulduğunda, çoğunluk “duygu” dedi; bence de işin yüzde 60’ı bu.
Eğitim, klasik PowerPoint sunumu değil. Gerçekten sahaya çıkıyorsun. İki saatlik bir arazi çalışması var; mesela Erzurum’da Havuzbaşı’na gidip hareketli görüntüyü sabitlemeye çalışıyorsun. 20 yıldır fotoğraf çeken birinin bile yenilendiğini hissettiren bir sistem. Özellikle gençler için ciddi bir fırsat, stajyer muhabirlerin kendi aralarında “bu kare sosyal medyada ne kadar konuşulur?” muhabbeti dönüyor. Eskiden çekilen fotoğrafı gazeteye yollama derdi vardı, şimdi anında editöre iletiliyor.
Görsel okur-yazarlık mevzusu burada çok ciddiye alınıyor. Sadece güzel fotoğraf çekmek değil, o karenin ne anlattığı, manipülasyona açık olup olmadığı, etik kısmı da işleniyor. 2026’daki medya ortamında, her an her şeyin kurgu olabildiğini göre göre yetişenler için bayağı değerli bir yaklaşım.
Gözlemlediğim kadarıyla eğitime katılanların yüzde 70’i üniversite öğrencisi. Kalanı ise zaten kurumun içinde olan muhabirler. AA Akademi’nin tarzı, klasik medya patronajından epey uzak. Soru-cevap sırasında “şirket estetize edilmiş yalan ister” diyen bir öğrenciye bile alan açıyorlar. Hoca, “bak, haklısın ama gerçek ile kurgu arasında ince bir çizgi var,” deyip tartışmaya zemin sağladı.
Bir mini tavsiye: Eğer bu tip eğitimlere katılacaksan, teknolojiden korkmamak şart. Çekim “kötü çıktı” diye üzülmek yok, önemli olan tekrar tekrar denemek. Ayrıca ekipman fetişizmine gerek yok, elde ne varsa onunla başlamak yeterli. 14 Mart 2026’da hâlâ fotoğrafın ruhu konuşuluyor ya, işin özü tam da bu: Düğmeye basmak mesele değil, neye baktığını anlamak asıl yetkinlik.
Elde edilen sertifikanın sahada iş bulmada artı getirdiğini söyleyen çok kişiyle konuştum. Medya sektöründe yeni isimler arayanlar doğrudan buradaki eğitimlere bakıyor. Hatta geçen hafta bir katılımcı, mezun olduktan hemen sonra yerel bir gazetede iş bulmuş. Kısacası, sadece bir “modül” değil; gerçekten somut fayda sağlayan bir deneyim.
Eğitim, klasik PowerPoint sunumu değil. Gerçekten sahaya çıkıyorsun. İki saatlik bir arazi çalışması var; mesela Erzurum’da Havuzbaşı’na gidip hareketli görüntüyü sabitlemeye çalışıyorsun. 20 yıldır fotoğraf çeken birinin bile yenilendiğini hissettiren bir sistem. Özellikle gençler için ciddi bir fırsat, stajyer muhabirlerin kendi aralarında “bu kare sosyal medyada ne kadar konuşulur?” muhabbeti dönüyor. Eskiden çekilen fotoğrafı gazeteye yollama derdi vardı, şimdi anında editöre iletiliyor.
Görsel okur-yazarlık mevzusu burada çok ciddiye alınıyor. Sadece güzel fotoğraf çekmek değil, o karenin ne anlattığı, manipülasyona açık olup olmadığı, etik kısmı da işleniyor. 2026’daki medya ortamında, her an her şeyin kurgu olabildiğini göre göre yetişenler için bayağı değerli bir yaklaşım.
Gözlemlediğim kadarıyla eğitime katılanların yüzde 70’i üniversite öğrencisi. Kalanı ise zaten kurumun içinde olan muhabirler. AA Akademi’nin tarzı, klasik medya patronajından epey uzak. Soru-cevap sırasında “şirket estetize edilmiş yalan ister” diyen bir öğrenciye bile alan açıyorlar. Hoca, “bak, haklısın ama gerçek ile kurgu arasında ince bir çizgi var,” deyip tartışmaya zemin sağladı.
Bir mini tavsiye: Eğer bu tip eğitimlere katılacaksan, teknolojiden korkmamak şart. Çekim “kötü çıktı” diye üzülmek yok, önemli olan tekrar tekrar denemek. Ayrıca ekipman fetişizmine gerek yok, elde ne varsa onunla başlamak yeterli. 14 Mart 2026’da hâlâ fotoğrafın ruhu konuşuluyor ya, işin özü tam da bu: Düğmeye basmak mesele değil, neye baktığını anlamak asıl yetkinlik.
Elde edilen sertifikanın sahada iş bulmada artı getirdiğini söyleyen çok kişiyle konuştum. Medya sektöründe yeni isimler arayanlar doğrudan buradaki eğitimlere bakıyor. Hatta geçen hafta bir katılımcı, mezun olduktan hemen sonra yerel bir gazetede iş bulmuş. Kısacası, sadece bir “modül” değil; gerçekten somut fayda sağlayan bir deneyim.
00