Ağrı’da deprem korkusu yeni bir şey değil. Eski Devlet Hastanesi’nin duvarları çatladığında yıl 2007’ydi, hâlâ anlatılır. Şimdi ise 270 yataklı yeni hastane yapımında sismik izolatör kullanıyorlar, bu işin şakası yok demek ki. Adamlar öyle temel atıp üstüne tuğla dizmekle bırakmamış, binaya adeta amortisör takıyorlar. Yani deprem olduğunda bina dans etsin ama içindekiler bir şey hissetmesin diye uğraşıyorlar.
Bu izolatör dediğin şey, binanın temeline konulan, deprem dalgasını emen bir nevi “salıncak”. Ankara Şehir Hastanesi’nde de kullanıldı, hatta Japonlar yıllardır bununla övünüyor. En son Maraş depreminde ayakta kalan birkaç bina da bu teknolojiyle inşa edilmişti. Yani lafla değil, gerçekten işe yarıyor. Ağrı’da böyle bir teknolojinin yapılması ise bayağı umut verici. Gerçi, “Ağrı’ya niye bu kadar modern hastane?” diye soranlar var; cevabı basit: Çünkü ihtiyaç var.
Şehirde yaşayan tanıdıklarım “Hastane bitmeden gidip hasta olmayacağız, açılışı bekliyoruz” diye dalga geçiyor. Sağlam ironidir. Ama gerçek şu: Ağrı’da kışta kıyamette, eski hastanede soba yanar, camdan içeri kar girerdi. Şimdi sıfır bina, sismik izolatör, merkezi ısıtma; neredeyse lüks otel konforu. Yalnız, kimse “personel gelecek mi, doktor kalacak mı?” diye de sormuyor değil. Binayı yapmak işin kolayı, içine işleyen sistemi kurmak esas mesele.
Bir de şu var, 270 yatak az değil. Ağrı gibi göç veren bir şehirde, yatırımla tutmaya çalışıyorlar. Ama istihdam, ulaşım, sosyal hayat da lazım. Yani tek başına hastane yetmez. Hastane yapınca herkes otomatik mutlu olmuyor, biraz da insanlara iç huzur lazım.
Son olarak, bu izolatör işinde ciddi bütçeler dönüyor. Kaynaklara bakılırsa 2 milyar TL civarında bir maliyeti var. “Ne gerek var?” diyenler olabilir; ama depremde yıkılan bir hastanenin telafisi yok. Hekim kaybı, hasta kaybı, can kaybı... Şaka falan kaldırmaz.
Biraz ironiyle bitireyim: Umarım bina biter de, açılışında kurdele kesilirken deprem olmaz. O zaman izolatörleri test etmeden açılışa katılmış oluruz. Hangi belediye başkanı, hangi vekil o gün oradaysa, herkes rahat olsun; en azından bu sefer bina yerinde duracak.
Bu izolatör dediğin şey, binanın temeline konulan, deprem dalgasını emen bir nevi “salıncak”. Ankara Şehir Hastanesi’nde de kullanıldı, hatta Japonlar yıllardır bununla övünüyor. En son Maraş depreminde ayakta kalan birkaç bina da bu teknolojiyle inşa edilmişti. Yani lafla değil, gerçekten işe yarıyor. Ağrı’da böyle bir teknolojinin yapılması ise bayağı umut verici. Gerçi, “Ağrı’ya niye bu kadar modern hastane?” diye soranlar var; cevabı basit: Çünkü ihtiyaç var.
Şehirde yaşayan tanıdıklarım “Hastane bitmeden gidip hasta olmayacağız, açılışı bekliyoruz” diye dalga geçiyor. Sağlam ironidir. Ama gerçek şu: Ağrı’da kışta kıyamette, eski hastanede soba yanar, camdan içeri kar girerdi. Şimdi sıfır bina, sismik izolatör, merkezi ısıtma; neredeyse lüks otel konforu. Yalnız, kimse “personel gelecek mi, doktor kalacak mı?” diye de sormuyor değil. Binayı yapmak işin kolayı, içine işleyen sistemi kurmak esas mesele.
Bir de şu var, 270 yatak az değil. Ağrı gibi göç veren bir şehirde, yatırımla tutmaya çalışıyorlar. Ama istihdam, ulaşım, sosyal hayat da lazım. Yani tek başına hastane yetmez. Hastane yapınca herkes otomatik mutlu olmuyor, biraz da insanlara iç huzur lazım.
Son olarak, bu izolatör işinde ciddi bütçeler dönüyor. Kaynaklara bakılırsa 2 milyar TL civarında bir maliyeti var. “Ne gerek var?” diyenler olabilir; ama depremde yıkılan bir hastanenin telafisi yok. Hekim kaybı, hasta kaybı, can kaybı... Şaka falan kaldırmaz.
Biraz ironiyle bitireyim: Umarım bina biter de, açılışında kurdele kesilirken deprem olmaz. O zaman izolatörleri test etmeden açılışa katılmış oluruz. Hangi belediye başkanı, hangi vekil o gün oradaysa, herkes rahat olsun; en azından bu sefer bina yerinde duracak.
00