İsmini ilk duyduğumda, “Hamursuz dediğin el açması olur, Zini’si neyin nesi?” diye bir duraksadım. Malatya'nın Arapgir ilçesinde, Mart ayının ortasında, fırınlardan yayılan o yoğun susam kokusu insanı doğrudan çocukluğa ışınlayacak cinsten. Zini hamursuzu, bildiğin ekmek değil; yufka gibi açılıp bol susamla taş fırında çevire çevire pişen, çıtır kenarlarıyla “ben buradayım” diyen bir şey. 14 Mart’ta Arapgir’de neredeyse kutsal kabul edilen bu hamursuzun peşinde kuyruğa girmek, sabah erken saatlerde fırın önünde yapılan sessiz rekabet bir tür yerel ritüel. Üzerine bir de sıcak sıcak tereyağı sürüldü mü, insanda “diyet pazartesi başlar” hissi uyandırıyor. Glutensiz takılanlara geçmiş olsun, bu lezzetin yerini hiçbir malzeme ikame edemez. Her yıl bu tarihte, bir hamur işinin etrafında birleşen koca bir kasaba, küçük mutlulukların tam tarifini yazıyor aslında.
00