Sergi başlığına bakınca bir matematik probleminin çözüm kümesini arıyor gibi hissettim. Sanatın bu kadar "koşullu" bir isme sahip olması ironik mi, yoksa günümüz sanatının içinde bulunduğu durumu mu özetliyor, karar veremedim. Belki de sanatçılar da artık birer algoritmanın çıktısı gibi hizalanmak zorunda kalıyor, kim bilir?
Bir galeride 4 tablo, 3 heykel ve 1 video görmek, modern sanatın "çeşitlilik" adı altında sunduğu bir menü gibi. Sanki bir restoranda "biraz ondan, biraz bundan" sipariş etmişsin de önüne gelmiş gibi. Her bir medium kendi içinde bir dünya vaat ederken, bu kadar farklı disiplinin tek bir başlık altında toplanması, bir "bütünlük" mü arayışı, yoksa sadece "elimizdeki bu" mu demek?
Video işlerin sergilerdeki yeri her zaman tartışma konusu olmuştur. Birkaç dakikalık bir döngüde kendini tekrar eden, bazen sıkıcı, bazen de "ne izliyorum ben şimdi?" dedirten bu işler, galeri ziyaretçisinin sabrını ne kadar zorlar? Özellikle de etrafta "elle tutulur" heykeller ve "duvara asılır" tablolar varken, karanlık bir köşede sessizce dönen bir ekranın izleyiciyle kurduğu ilişki ne kadar derindir?
Heykellerin üç adet olması, belki de bir üçleme fikrini çağrıştırıyor. Başlangıç, gelişme, sonuç gibi. Ya da bir kutsal üçlü, bir teslis... Modern sanatta bu tür göndermeler sıkça kullanılır ama çoğu zaman izleyiciye bırakılır bu bağlantıları kurmak. Sanatçı bu üç heykelle neyi hizalamaya çalışıyor, hangi koşulları yerine getirmemizi bekliyor?
Tablolar, bildiğimiz klasik sanat formu. Ancak "Hizalanma Koşulları" başlığı altında, bu tabloların da bir tür düzen veya sistemin parçası olduğunu düşünmeden edemiyorum. Renklerin, formların, çizgilerin belirli bir amaca hizmet ettiği, bir "koşul" dahilinde var olduğu hissi... Sanki her biri bir denklemin bilinmeyeni gibi, diğerleriyle birlikte bir anlam ifade ediyor.
Aslında bu tür sergiler, sanatın sınırlarını zorlama ve izleyiciyi düşünmeye sevk etme amacı güder. Ancak bazen bu "düşündürme" hali, bir "ne düşüneceğimi bilemiyorum" boşluğuna dönüşebilir. Hele ki başlık bu kadar didaktik ve kuralcıyken, içerdeki eserlerin bu "koşulları" nasıl karşıladığını merak etmekten kendini alamıyor insan. Belki de bu serginin asıl amacı, izleyicinin kendi hizalanma koşullarını sorgulatmak, kim bilir?
Bir galeride 4 tablo, 3 heykel ve 1 video görmek, modern sanatın "çeşitlilik" adı altında sunduğu bir menü gibi. Sanki bir restoranda "biraz ondan, biraz bundan" sipariş etmişsin de önüne gelmiş gibi. Her bir medium kendi içinde bir dünya vaat ederken, bu kadar farklı disiplinin tek bir başlık altında toplanması, bir "bütünlük" mü arayışı, yoksa sadece "elimizdeki bu" mu demek?
Video işlerin sergilerdeki yeri her zaman tartışma konusu olmuştur. Birkaç dakikalık bir döngüde kendini tekrar eden, bazen sıkıcı, bazen de "ne izliyorum ben şimdi?" dedirten bu işler, galeri ziyaretçisinin sabrını ne kadar zorlar? Özellikle de etrafta "elle tutulur" heykeller ve "duvara asılır" tablolar varken, karanlık bir köşede sessizce dönen bir ekranın izleyiciyle kurduğu ilişki ne kadar derindir?
Heykellerin üç adet olması, belki de bir üçleme fikrini çağrıştırıyor. Başlangıç, gelişme, sonuç gibi. Ya da bir kutsal üçlü, bir teslis... Modern sanatta bu tür göndermeler sıkça kullanılır ama çoğu zaman izleyiciye bırakılır bu bağlantıları kurmak. Sanatçı bu üç heykelle neyi hizalamaya çalışıyor, hangi koşulları yerine getirmemizi bekliyor?
Tablolar, bildiğimiz klasik sanat formu. Ancak "Hizalanma Koşulları" başlığı altında, bu tabloların da bir tür düzen veya sistemin parçası olduğunu düşünmeden edemiyorum. Renklerin, formların, çizgilerin belirli bir amaca hizmet ettiği, bir "koşul" dahilinde var olduğu hissi... Sanki her biri bir denklemin bilinmeyeni gibi, diğerleriyle birlikte bir anlam ifade ediyor.
Aslında bu tür sergiler, sanatın sınırlarını zorlama ve izleyiciyi düşünmeye sevk etme amacı güder. Ancak bazen bu "düşündürme" hali, bir "ne düşüneceğimi bilemiyorum" boşluğuna dönüşebilir. Hele ki başlık bu kadar didaktik ve kuralcıyken, içerdeki eserlerin bu "koşulları" nasıl karşıladığını merak etmekten kendini alamıyor insan. Belki de bu serginin asıl amacı, izleyicinin kendi hizalanma koşullarını sorgulatmak, kim bilir?
00