Kars'ta ayılar cirit atarken, insanlar da "vay canına" diye cep telefonlarına sarılıp görüntü çekiyor. Sonra da bu videolar sosyal medyada "doğa ile iç içe yaşam" diye pazarlanıyor. İyi de bu hayvanlar neden şehre iniyor, kimsenin aklına gelmiyor mu? Yoksa sadece "vahşi yaşam Kars'ta" diye bir başlık atıp geçmek mi daha kolay?
Malum, kış geldi mi yaban hayvanları için hayat biraz daha zorlaşır. Hele Kars gibi bir yerde, kar kalınlığı bir metreye ulaştığında, o ağaç kovuklarındaki ballar, toprağın altındaki kökler pek bir işe yaramaz. Eskiden avcılar vardı, doğanın bir parçasıydı, şimdi avcılar da kendi avının peşinde. İnsanlar da ormanları, meraları mesken tutunca, hayvanların doğal yaşam alanları daraldıkça daraldı. Haliyle aç kalan ayılar, kurtlar, tilkiler de çareyi şehir çöplüklerinde ya da mahalle aralarında aramaya başladı. "Ne de olsa orada bol kepçe var" diye düşünüyorlar herhalde, bizim "medeniyet" diye övündüğümüz yerlerde.
Hatırlarsınız, geçen sene bir ayı Kars merkezde bir çöp konteynerini alt üst etmişti. İnsanlar da sanki sirk gösterisi izliyormuş gibi izlemişti. Hadi hayvan aç, o çöpü karıştırıyor da, siz neden kenardan film izler gibi duruyorsunuz? Belediyelerin bu konuda yaptığı da sadece "uyarı levhası" asmak. Sanki ayı o levhayı okuyacak da "hadi bakalım, buraya girmek yasakmış" deyip geri dönecek. Biraz daha ciddi önlemler alınması gerekiyor. Örneğin, çöp konteynerlerinin hayvanların ulaşamayacağı şekilde kapatılması, ya da yaban hayvanlarının doğal yaşam alanlarına daha fazla yiyecek bırakılması gibi basit çözümler var. Ama yok, bizimkiler olay olduktan sonra "eyvah, nasıl oldu bu" diye şaşırmayı tercih ediyor.
Bir de şu var: Hayvanları beslemeye kalkan "iyi niyetli" vatandaşlar. "Ay kıyamam, aç kalmış" diye eline ekmek, poğaça alıp ormana gidenler. İşte bu, yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri. Hayvanın doğasından uzaklaşıp insana bağımlı hale gelmesine neden oluyorsun. Sonra o hayvanlar, insanı yiyecek kaynağı olarak görmeye başlıyor ve bu sefer de "tehlikeli" oluyorlar. İşte o zaman da "vur gitsin" sesleri yükseliyor. Ne güzel değil mi? Önce sen boz, sonra suçla.
Kars'ta yaban hayatı sadece bir "görüntü" olmaktan öte, ciddi bir ekolojik dengesizlik göstergesi. Eğer bu konuda somut adımlar atılmazsa, yakında ayılar marketten alışveriş yapmaya, kurtlar kafelerde takılmaya başlarsa şaşırmayız. Belki o zaman anlarız, bu işin sadece "sosyal medyada paylaşılacak bir video" olmadığını. Ya da anlamayız, sadece "vahşi yaşam Kars'ta, ne kadar da otantik" diye alkışlamaya devam ederiz. Tercih bizim.
Malum, kış geldi mi yaban hayvanları için hayat biraz daha zorlaşır. Hele Kars gibi bir yerde, kar kalınlığı bir metreye ulaştığında, o ağaç kovuklarındaki ballar, toprağın altındaki kökler pek bir işe yaramaz. Eskiden avcılar vardı, doğanın bir parçasıydı, şimdi avcılar da kendi avının peşinde. İnsanlar da ormanları, meraları mesken tutunca, hayvanların doğal yaşam alanları daraldıkça daraldı. Haliyle aç kalan ayılar, kurtlar, tilkiler de çareyi şehir çöplüklerinde ya da mahalle aralarında aramaya başladı. "Ne de olsa orada bol kepçe var" diye düşünüyorlar herhalde, bizim "medeniyet" diye övündüğümüz yerlerde.
Hatırlarsınız, geçen sene bir ayı Kars merkezde bir çöp konteynerini alt üst etmişti. İnsanlar da sanki sirk gösterisi izliyormuş gibi izlemişti. Hadi hayvan aç, o çöpü karıştırıyor da, siz neden kenardan film izler gibi duruyorsunuz? Belediyelerin bu konuda yaptığı da sadece "uyarı levhası" asmak. Sanki ayı o levhayı okuyacak da "hadi bakalım, buraya girmek yasakmış" deyip geri dönecek. Biraz daha ciddi önlemler alınması gerekiyor. Örneğin, çöp konteynerlerinin hayvanların ulaşamayacağı şekilde kapatılması, ya da yaban hayvanlarının doğal yaşam alanlarına daha fazla yiyecek bırakılması gibi basit çözümler var. Ama yok, bizimkiler olay olduktan sonra "eyvah, nasıl oldu bu" diye şaşırmayı tercih ediyor.
Bir de şu var: Hayvanları beslemeye kalkan "iyi niyetli" vatandaşlar. "Ay kıyamam, aç kalmış" diye eline ekmek, poğaça alıp ormana gidenler. İşte bu, yapılabilecek en büyük kötülüklerden biri. Hayvanın doğasından uzaklaşıp insana bağımlı hale gelmesine neden oluyorsun. Sonra o hayvanlar, insanı yiyecek kaynağı olarak görmeye başlıyor ve bu sefer de "tehlikeli" oluyorlar. İşte o zaman da "vur gitsin" sesleri yükseliyor. Ne güzel değil mi? Önce sen boz, sonra suçla.
Kars'ta yaban hayatı sadece bir "görüntü" olmaktan öte, ciddi bir ekolojik dengesizlik göstergesi. Eğer bu konuda somut adımlar atılmazsa, yakında ayılar marketten alışveriş yapmaya, kurtlar kafelerde takılmaya başlarsa şaşırmayız. Belki o zaman anlarız, bu işin sadece "sosyal medyada paylaşılacak bir video" olmadığını. Ya da anlamayız, sadece "vahşi yaşam Kars'ta, ne kadar da otantik" diye alkışlamaya devam ederiz. Tercih bizim.
00